Lale

Olduysa olmak zorunda olduğu için olmuştur
Tesadüf diye bir şey olmadığını bildiğimize göre de gerçekleşen her şey zorunludur.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
... tutkularımızı bastırabiliriz; fakat arzularımızı bastırırken eğilimlerimizin peşinden sürüklenirken olduğumuzdan daha özgür olamayız..
Sayfa 13·Kitabı okudu
Alıntı
Düşüncelerin zorunlu olarak beynime giriyor. O halde düşüncelere bağlı olan iradem nasıl özgür olabilir? Binbir türlü durumda irademin özgür olmadığını hissediyorum, örneğin hastalığa yenik düştüğünde, tutku aklını başından aldığında...
Sayfa 13·Kitabı okudu
Alıntı
Hafta sonu modu : Her konuda fikri olanların, her şeyi çözmüş edasıyla gezdiği şu günlerde; Voltaire ile el ele verip 'hiçbir şey bilmediğimizi' itiraf etmeye geldik. Zirve çok kalabalık, biz aşağıda cahil filozoflar olarak papatyalar ve karanhibalarla takılıyoruz.:) Cahil Filozof Voltaire
1000Kitap
Baharı bekleyen Bandini’nin kır çiçekleri açtı
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 20:20
Bazen bir kitabın içine girmek için onu bir arkadaştan duymak gerekir. Benim Arturo Bandini yolculuğum tam da böyle başladı. Bir arkadaşıma attığım ses kaydıyla ona sesimin kötü olduğunu, alerjim yüzünden baharı beklediğimi söylemiştim. O da gülerek, "Baharı Bekle, Bandini" diye bir kitap okuduğunu, benim de baharı beklemem gerektiğini söyledi ve birlikte güldük. İşin aslı, o kitabı okumak hiç aklımda yoktu; taa ki Toza Sor kitabının bu seriye ait olduğunu öğreninceye kadar. Meğer ben Arturo Bandini ile çoktan tanışmış, Los Angeles sokaklarında onunla çoktan yürümüşüm. Seriye tozun tam içinden girip kışın kalbinden dönmek, adeta bir zaman yolculuğu gibiydi. Kitabı okurken aklıma Orhan Kemal’in o samimi karakterleri geldi. John Fante de tıpkı onun gibi yoksulluğu dramatize etmeden, en çıplak ve en insan haliyle anlatıyor. Ancak gerçek edebiyatın o sarsıcı yoğunluğu çok daha derinlerde saklı. Bu kitabı okurken hissettiğim o sarsıcı ağırlık bana çok tanıdıktı. Ernest Hemingway Silahlara Veda eserinin 59. sayfasındaki o çaresiz vedayı, Hasan İzzettin Dinamo Savaş ve Açlar romanındaki o çıplak açlığı ve Jack London Uçurum İnsanları kitabının 61.sayfasındaki o toplumsal uçurumu yeniden yaşadım.Arturo'nun Rosa'ya karşı duyduğu hırçın hayranlığı görünce, Martin Eden'ın Ruth'u gördükten sonra yatağına yatıp onu düşlediği o bitmek bilmeyen iki yüz sayfalık muazzam betimlemesi canlandı zihnimde. İşte Bandini de benim için böyle; Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar eserinin o ilk giriş cümlesindeki huzursuz edici ama bir o kadar tanıdık hissiyatı yakaladığım bir durak oldu.Bandini’yi okurken insan en çok şuna şaşırıyor: Bir yazar, bir çocuğun iç dünyasındaki o karanlık ve utanç verici düşünceleri nasıl bu kadar çıplak anlatabilir? Tabii o çocuk yazarın kendisi değilse... Annesi ve babası ile olan ilişkisi, bir çocukluk
Bahara Kadar Bekle, BandiniJohn Fante · Parantez Yayınları · 20031,202 okunma