Düşüncelerin zorunlu olarak beynime giriyor. O halde düşüncelere bağlı olan iradem nasıl özgür olabilir? Binbir türlü durumda irademin özgür olmadığını hissediyorum, örneğin hastalığa yenik düştüğünde, tutku aklını başından aldığında...
Hafta sonu modu : Her konuda fikri olanların, her şeyi çözmüş edasıyla gezdiği şu günlerde; Voltaire ile el ele verip 'hiçbir şey bilmediğimizi' itiraf etmeye geldik. Zirve çok kalabalık, biz aşağıda cahil filozoflar olarak papatyalar ve karanhibalarla takılıyoruz.:) Cahil FilozofVoltaire
Bazen bir kitabın içine girmek için onu bir arkadaştan duymak gerekir. Benim Arturo Bandini yolculuğum tam da böyle başladı. Bir arkadaşıma attığım ses kaydıyla ona sesimin kötü olduğunu, alerjim yüzünden baharı beklediğimi söylemiştim. O da gülerek, "Baharı Bekle, Bandini" diye bir kitap okuduğunu, benim de baharı beklemem gerektiğini söyledi ve birlikte güldük. İşin aslı, o kitabı okumak hiç aklımda yoktu; taa ki Toza Sor kitabının bu seriye ait olduğunu öğreninceye kadar. Meğer ben Arturo Bandini ile çoktan tanışmış, Los Angeles sokaklarında onunla çoktan yürümüşüm. Seriye tozun tam içinden girip kışın kalbinden dönmek, adeta bir zaman yolculuğu gibiydi.
Kitabı okurken aklıma Orhan Kemal’in o samimi karakterleri geldi. John Fante de tıpkı onun gibi yoksulluğu dramatize etmeden, en çıplak ve en insan haliyle anlatıyor. Ancak gerçek edebiyatın o sarsıcı yoğunluğu çok daha derinlerde saklı. Bu kitabı okurken hissettiğim o sarsıcı ağırlık bana çok tanıdıktı. Ernest HemingwaySilahlara Veda eserinin 59. sayfasındaki o çaresiz vedayı, Hasan İzzettin DinamoSavaş ve Açlar romanındaki o çıplak açlığı ve Jack LondonUçurum İnsanları kitabının 61.sayfasındaki o toplumsal uçurumu yeniden yaşadım.Arturo'nun Rosa'ya karşı duyduğu hırçın hayranlığı görünce, Martin Eden'ın Ruth'u gördükten sonra yatağına yatıp onu düşlediği o bitmek bilmeyen iki yüz sayfalık muazzam betimlemesi canlandı zihnimde. İşte Bandini de benim için böyle; Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar eserinin o ilk giriş cümlesindeki huzursuz edici ama bir o kadar tanıdık hissiyatı yakaladığım bir durak oldu.Bandini’yi okurken insan en çok şuna şaşırıyor: Bir yazar, bir çocuğun iç dünyasındaki o karanlık ve utanç verici düşünceleri nasıl bu kadar çıplak anlatabilir? Tabii o çocuk yazarın kendisi değilse... Annesi ve babası ile olan ilişkisi, bir çocukluk