Sakın vazgeçme!... Kırılmasın azmin
Eceline kadar dene! Bir daha, bir daha...
Sabır ne zaman meyve verir; bilemezsin,
Unutma!...İnsan umutla çıkar sabaha.
Cemal Elmas
Sana ilk defa her şeyi söylemek istiyorum ; bütün hayatımı bilmelisin , o hayat ki , hep senindi ve sen onu asla bilmedin...
Stefan Zweig / Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu 🌸
Daha önce incelemiş olduğum kitaplarda da ifade etmiştim. Genellikle yalnız kaldığımızda bu duygulara kapılırız diye. Evet, gerçekten de öyledir. Yalnız kaldığımız ama gerçekten kendimizi dinleyebildiğimiz ender durumlarda günahlarımızı hatırlarız. Bu tıpkı yeni ayrıldığımız sevgilimizin akşam yatağa yattığımızda aklımıza gelip de aşk acısı vermesine benzer: Halbuki gündüz arkadaşlarımızla beraberken hiçbir şey hissetmiyorduk. Olaya biraz farklı bir açıdan yaklaşıyorum; Georges Bataille’n Günah Üzerine Tartışma’sı böyle bir kitap değil. Ben daha çok kitapların bende bıraktığı hisleri yazıyorum. Açığa çıkan duygularımı kağıt üzerine aktarıyorum. Bataille ve tartışma grubu, felsefik açıdan yaklaşıyorlar olaya. Belki de biraz duygusal ama çokça akılcı yaklaşmak gerekiyordur olaya. Günah kavramından önce Tanrı kavramı üzerinde durmak gerekiyor. Eğer gerçekten bir Tanrı varsa tanımı gereği bir varlığı olmalı. Ve her şeyi yoktan var ettiğine göre her şeyin var olmasını istedi. Yani bunu tersine çevirirsek eğer ki Tanrı hiçbir şey yaratmak istemeseydi yaratmazdı. Ama yarattı ve varlıklarını sürdürmesine izin veriyor. O zaman Tanrı’nın ve var ettiklerinin doğası gereği iyi olması gerekiyor. Burada şöyle bir sorun ortaya çıkıyor: O zaman kötülük neden var? Jeffrey Burton Russell’ın Kötülüğün Tarihi serisinde bu konu çok güzel bir şekilde incelenmişti. Hatta sayfada bu serinin yorumunu da bulabilirsiniz. Biz kötülük algısıyla devam edelim. -Kötülük aslında bir günah değil midir zaten- Aquinas, yaptığımız kötülüklerin, genellikle iyiyi yanlış yöntemlerle aramamızın sonucu olduğunu söyler. Gerçekten de böyle mi? Yani zina işlerken gerçek tensel uyumu mu arıyoruz? Ya da faizle işlem yaparken aslında neye ihtiyacımız olmadığını mı kavramaya çalışıyoruz? Ben pek öyle olduğunu