Tarihimiz açısından her şeyin açık açık anlatılması gayet doğru davranış herkes ne olduğunu ve nereden ne şekilde buralara geldiğimizi bilmesi gerekiyor. Çünkü tarih tekerrür eder. Edebi yönü yok, dil sade, düz bir anlatım söz konusu. Keşke hocalarımız bir yazarla beraber çalışsaydı da daha sağlam ve edebi yönü anlatım yönü daha güçlü ve güzel olurdu.
Kitap bilindik bir hikayeden ele alınmış yani demek istediğim
Robinson Crusoe okuyanlar bu kitabın içeriğini bilmeden alıp okumaya başladıklarında fark edecekler ki bir benzerini ve üstelik vasat olduğunu sezeceklerdir. Elbette kitabın anlatmak istediği bir takım meseleler var. İnsanların yeryüzünün en büyük canavarı olduğunu. Ellerini nereye atarlarsa oranın zarar gördüğünü, yönetimsel eşitliğin olmadığını, tüm topluluklarda olduğu gibi birilerinn A'yı diğerlerinin B'yi savunduğunu gibi gibi.
Bana basit geldi. Bana sorarsanız
Robinson Crusoe bunu okuyun. Sineklerin Tanrısına gelince ekstra okuyabilirsiniz.
Yani bilmiyorum çok gereksiz uzatmalar mevcut, kitapta bir yerden sonra iç sesiniz konuşmaya başlar; yahu ben zaten bunları yaşıyorum, biliyorum her gün karşıma çıkan şeyler diyorsunuz. Ben bu kitaptan ne alabilirim diye bir düşünceyle gelip okuyacaksanız bence gidin başka bir kitap okuyun!
İlginç olan şey şu ki kitap iyi puan almış. Hiç kitap okumayan biri olsam herhalde vay be derdim ne kitapmış(okuduktan sonra). Bende sürüye katılırdım herhalde. Çünkü bana kalırsa sosyal medyada fazlasıyla şişirilmiş ve halen şişirilen kitaplar var. Ya gerçekten okumayı bilmiyorlar ya da biraz ağır olacak ama hiçbir şey bilmiyorlar herhalde. En basit bir şeyi bile okuyunca vay bee diyorlar... Bu kadar niye gerginsin diyen olacaktır elbet, onlara da cevap vereyim; çünkü okumaya yeni başlamış veyahut az tecrübeli olan biri orda burda böyle şişirilmiş kitapları alıp okuyor yazık oluyor yani.
Yaşadığımız bu hayatın aslında her gün yaptığımız tekrarlardan ibaret olduğunu vurgulamaktadır. Buna yazar acılaşma dediği bir kavramla açıklama yapmaktadır. Yani monoton yaşayan birinin bir noktadan sonra psikolojik bir çöküntü yaşayacağını ve bununla kalmayıp intihara kadar yol alacağını vurgulamaktadır. Zaten kitabın ismini göz önüne alırsak ne demek istediğimi anlarsınız. Başka bir konu ise bu hayattan ne istiyorsak onun peşinden gitmemizin, farklılaşmaktan korkmamamızın altını çiziyor.
Yazarın dili akıcı ve sade. Şunu da eklemek istiyorum hikayeler farklı olsada konu simyacıyı az da olsa andırıyor.
Kitabın ana konusu; düşündüğün, hayal ettiğin yani istediğin ne ise bu hayatta onun peşinden koş. Bunu yaparken kalbinin içinden geçenlere kulak ver.
İlham kaynağı olan bir kitap. Akışı ve dili güzel.