İnsanları rahatsız eden, şeylerin kendileri değildir; şeyler hakkındaki yargılarıdır. Örneğin ölüm kesinlikle korkunç değildir; çünkü
eğer öyle olsaydı, Sokrates öyle olduğunu düşünürdü. Korkunç
olan, ölümün korkunç olduğuna ilişkin yargıdır. Bundan dolayı engellendiğimiz, rahatsız olduğumuz veya üzüntü duyduğumuz her
seferinde başkalarını değil kendimizi yani kendi yargılarımızı suçlamamız gerekir. Epiktetos
Kadınlar hakkında özellikle son bölümde söyledikleri şeylerde bence kaçırdığı nokta şurası oluyor. Belirttiği durumlar hep “doğası gereği” gibi doğasında olduğunu dikte ediyor yani burdan şunu anlıyorum, evrim teorisindende yola çıkarak doğası gereği böyle bir çok çıkarım yapılır fakat bizi o doğamızdan ayıran şey aklımızdır. Aklımızı kullanmayıp sadece doğamızın gerektiği gibi yaşasaydık şu an içinde bulunduğumuz toplumlar bu şartlarda olmazdı. Doğasının gerekliliği bu olabilir ama bizi üstün kılan aklımızı kullanarak bunu aşabilir. Aklımızı kullanmazsak hayvandan ne farkımız kalır? Ve bir erkek vs kadın yapma durumunu tek taraflı yorumlamak bana her zaman saçma gelmiştir. Sen bir kadın gibi düşünemezsin, bir kadın gibi bakamazsın. En basit örnekle karnında 9 ay bir canlı taşıyıp doğuran birisiyle aynı mantığı yürütemezsin. Kendini üstün görme kibrine hiçbir zaman kapılmamak gerekiyor sonuç olarak birimizden birisi olmasa bunları yazamazdık. :) Arthur SchopenhauerCinsel Aşkın Metafiziği