Zülfü LivaneliSon Ada
Livaneli’den alegorik ve sarsıcı bir roman…
Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. Başkan, ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini, geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. Bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir.
Önceleri sıradan görünen bu müdahaleler, sonunda düşmanı düşmana kırdırmaya dek varacaktır. Başta martılar olmak üzere, ada halkı dahil tüm canlılar Başkan’ın acımasızlığından payını alacaktır. Bu arada durdurulamaz görünen bu gidişe direnen bazı sesler de vardır…
Livaneli Son Ada’da, düşsel bir ülkede yaşanan aslında hepimizin aşina olduğu olayları alegorik bir anlatımla verirken, politik ve kişisel ihtiraslarla topluma ve doğaya müdahalelerin sonuçlarını da gözler önüne seriyor.
“Zaten bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.”
“Biz insanlar, sınırlarımızı bilmeden kendi aklımızı beğeniyoruz, öğrenmiyoruz, akıllanmıyoruz. Her şeyi anladığımız zaman da genellikle iş işten geçmiş oluyor.”
Hande AltaylıDelice
Meryem, doğumu esnasında oluşan felaketler nedeniyle, uğursuz kabul edilen ve ailesi de dahil olmak üzere köy halkı tarafından sevilmeyen bir kızdır. Evlenme çağı geçtiği halde, köyde akli dengesi yerinde olmayan Kazım dışında hiç kimse tarafından istenmez. Kazım'ın ailesi ise, oğulları Meryem'le evlenmezse kendini öldüreceğini söylediğinden istemeyerek de olsa, Meryem'i gelin alırlar. Kazım'ın abisi ile ilgili çok önemli bir sırrı bilen Meryem, anne ve baba dışında abisi tarafından da istenmez ve her fırsatta evden atılmaya çalışılır. Meryem'in tek derdi ise sevdiği Aliço ile kaçmaktır. Eşyalarını ve düğün takılarını her gün dikkat çekmeyecek şekilde azar azar Aliço'ya götürür. Bunu bilen tek kişi ise, Meryem'in tek dostu bakkalın karısıdır. Meryem'in ise abla diye benimsediği bu kadının Meryem'den sakladığı çok büyük bir sırrı vardır. Kaçacakları gün geldiğinde ise hiçbir şey planladıkları gibi olmaz. Etkileyici ve kurgusu başarılı bir kitaptı.
“İşine yaramayan şeyi hanende, kalbine yaramayan şeyi aklında tutma; ağırlık yapar”
"İnsanın yapmadan duramayacağı hatalar vardı. Tıpkı sevmeden duramayacağı gibi."
Franz KafkaDönüşüm
Franz Kafka'nın 1915'te yayımlanan kitabı Dönüşüm, bir sabah işe gitmek için uyandığında kendini böceğe dönüşmüş olarak bulan Gregor Samsa'nin trajik hikayesini anlatan kısa ama anlam yüklü öykü kitabıdır.
Gregor ın babası iflas eder, Gregor annesi, babası ve kız kardeşinin sorumluluğunu kendi üzerine alarak şevkle çalışmaya başlar, başarılı ve iyi para kazanan bir pazarlamacı olur. Ailesi ilk başta bu durumu mutlulukla karşılar, fakat devam eden süreçte Gregor’un ailesinin tüm yükünü kaldırabilecek kadar çok para kazanıyor olmasına artık alışılmıştır ve Gregor ailesinin rahat bir yaşam sürmesini sağlamaya devam ettiği halde karşılığında ailesinden yakınlık ve sıcak bir tavır göremez.
Gregor, işi gereği sürekli seyahat etmektedir. Evine, şehrine döndüğünde bile kendine vakit ve harcama ayırmamakta, akşamlarını evde ailesiyle geçirmektedir. Bir sabah uyandığında kendi bedeninin dev bir böceğe dönüştüğünü görür. Babası anlam verememekte annesi baygınlıklar geçirmekte ve kız kardeşi ise ağlayıp kahrolmaktadır. Gregor Samsa’nın bu haline alıştıktan sonra ise ne acıma ne üzüntü kalır. Kimse onu görmek istemiyor, ona kızgınlık duyuyor ve mümkünse yok olmasını diliyorlardır..
Bu kitabi ilk olarak okul yıllarında okumuştum ve çok bir şey hatırlamıyordum o yüzden tekrar okumak istedim. Çok derin anlamlar çıkarabileceğimiz bir klasik Dönüşüm, ben de severek okudum.
"Hiç kalıcı ve samimi olmayan insan ilişkileri. Şeytan görsün hepsinin yüzünü!”
“Hayvanlarla yakınlık kurmak, insanlarla kurmaktan daha kolay.”
Ali BayramKuğulu Park Cinayeti
Ankara Kuğulu Park’ta temizlik işçiliği yapan Bilal, ağaç dibinde bir kadın cesedi bulur. Olay yerine gelen cinayet bürodan Erhan Amir ve yardımcıları Selim, Suat ve Ümit cesedi incelerken kurbanın kolunda kızıl üzüm dövmesi görürler. Olayı inceleyen Savcı Bekir davayı Erhan Amir ve ekibine verir. Aynı gün Mamak çöplüğünde bir kadın cesedi daha bulunur. Her iki kurban da aynı şekilde öldürülmüştür.
Olayı araştırmaya başlayan Erhan Amir ve yardımcıları Selim, Suat ve Ümit önce Miço, sonra Dodo'ya gider ve Kızıl Osman diye birine ulaşırlar. Kızıl Osman’la birlikte katili yakalamak için bir tezgah kurarlar ancak işler planladıkları gibi gitmez ve olaylar iyice karışır. Erhan amir tutuklanır ve cezaevine gönderilir.
Kitabın hikayesini hem yazarın, hem Selim’in hem de katilin ağzından okuyoruz. Ankara’da yaşayan biri olarak kitabı okumak ayrı bir keyifti. Polislerin arasındaki diyalogları çok sevdim çok samimiydi. Kitabı çok beğendim, tek eleştirim sonuyla ilgili. Sonu biraz açık bitti, kitabın biraz daha uzun olmasını isterdim.
“Onun için kurbanlarının en zayıf noktası, aldırış etmedikleri ufak seslerdi..”
“Cinayetin belirli bir zamanı yoktur nefes alıyorsanız sizde bir kurban adayısınız.”
Meryem NartBir Varmış Bir Yokmuş
Meryem Nart'ın okuduğum ilk kitabı oldu “Bir Varmış Bir Yokmuş”
Elif küçükken Giray sayesinde kanser olduğunu öğrenmiş ve ailesi ile beraber yurt dışına tedavi olmaya gitmiştir. Tam yedi yıl boyunca tedavi görmesine rağmen kurtulamadığı hastalıktan sonra kurtulma umudunu kaybetmiş ve Türkiye'ye çocukluğundan beri aşık olduğu, sayesinde hayata bağlandığı, onun haberi olmasa da sürekli ne yaptığını bildiği Giray'ın yanına gitmek ister ve ailesi ile birlikte Türkiye'ye döner.
Giray kızlardan uzak duran, soğuk bir çocuktur. Küçükken bir kız çocuğuna zarar vermiştir ve o kız gitmiş geri gelmemiştir, bu yüzden psikolojik olarak hala sorunlar yaşamaktadır. Giray tekrar hayatına giren Elif’ın o küçük kız olduğunu bilmeden o kıza aşık olur ve beklenmedik olaylar gelişir.
Bazı diyaloglarda tebessüm edeceğiniz ama genel olarak sizi duygulandıran bir kızın ölüme yürüyüş hikayesi. Bir kızın aşkından vazgeçişinin ve hayatla mücadelesinin hikayesi. Beni etkileyen ve çok beğendiğim bir kitap oldu, ayrıca içinde geçen şarkılar ve Freud sözleri kitabın daha da güzel olmasını sağlamış.
"Bir gün dönüp geçmişe baktığınızda, mücadelelerle geçen yılların hayatınızın en güzel yılları olduğunu fark edeceksiniz."
(Sigmund Freud)