Cesare Borgia

Cesare Borgia
@Legacys
Master
23 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
9/10
·691 syf.··
Beğendi
·
2017 31. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2017 21:31
Acaba ben ne yaptım, ne okudum? Tüm delilleri okuyucuya veren, verdikleri deliller ile beraber cinayetleri okuyucunun da çözmesini isteyen gerçek bir polisiye mi okudum, bir Orta Çağ gerilim romanı mı okudum, dinler arası, mezhepler arası, tarikatların ve rahiplerin başrolde olduğu bir roman mı okudum, gerçek kişi ve toplulukların hâkim olduğu tarihi bir kurgu mu okudum yoksa sağlam bir bilgi yumağı olan koca bir ansiklopedi serisi mi okudum karar veremedim, aslında bu öğelerin hepsini içeren güzel bir roman okudum. Saydıklarımın hepsini içeriyor Gülün Adı, hem de edebi değeri yüksek bir eser olarak. Öncelikle şunu söylemek isterim ki roman hiç beklemediğim şekilde kaliteli öğelerle dolu bir şekilde polisiye bir roman. Okur tarafından kolay kolay bir şekilde hiç dikkat edilmeyecek unsurlar, hareketler Eco tarafından delil olarak biz okura veriliyor ve gerçek bir polisiye romanda olması gerektiği gibi de bu deliller okura ayrıntılı olarak sunuluyor, sunulduktan sonra da her bir delilin, her bir detayın analizi yapılıyor ve karakterler tarafından yapılan her bir analizin üzerine yine karakterlerin karşılıklı yorumu yapılıp okura tekrardan sunuluyor. Gerçek bir polisiye romanda olması gereken hatta bir şart olan en önemli ayrıntıdır bu durum. Yazar, okurdan hiçbir şekilde bir delil saklamamalı ve romanın karakteri ile beraber okurun da cinayete hâkim olup üzerinde düşünüp cinayeti çözmesini istemesidir, günümüz polisiye romanlarının özellikle de seri katil polisiye romanlarında bu durum yoktur çünkü okuyucuya sürpriz yapmak ister yazar ve bu sürprizini de okurdan deliller saklayarak ve sonrasında da pat diye önüne sererek yapar; ama dediğim gibi gerçek polisiye romanda bu hususlar kabul edilmez, Eco’nun yaptığı gibi her bir ince detay okura verilmelidir, okurun da
Teknoloji
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Reklam
"Günah Keçisi" buradan mı geliyor acep?
...Harun, kendisi ve rahipler için, genç bir boğa kurban edecek; ve kavmin(İsrailoğulları) diğer üyelerinden iki genç keçi alacaktı, ve bunlardan birini kurban edecekti; GÜNAH KEÇİSİ denilen diğerine gelince, onun başına ellerini koyacak ve, kavmin yaptığı haksızlıkları itiraf ederek, bütün bunları onun başına koyacak ve, daha sonra da, uygun bir kimsenin yardımıyla, keçiyi çöle yöneltecek ve orada, onu kaçırtıp, kavmin haksızlıklarını onunla birlikte uzaklara gönderecekti. ( Hobbes'un anlattığı gibi, Yahudi rahip, halkın günahlarını bir keçisini üstüne koyup, daha sonra keçinin kaçmasına izin verirdi. Böylece, günahlardan kurtulunduğuna inanılırdı.)
Sayfa 355 - YKY
10/10
·136 syf.·
2018 129. kitabı
İNTİKAM ALMAK BİREYSELDİR, CEZALANDIRMAK TANRI'NIN İŞİDİR! Nike'ın ünlü sloganı ''JUST DO IT'' bir idam mahkumunun son sözü imiş. Sadece yap! Tarih : 15 Mart 1832, 186 yıl önce! Yer : Dijon / FRANSA Gelişmiş bir Fransa'da adaleti sağlayacak idam şartları: 1-Bir adet suç 2-Mahkeme - Jüri 3-Bicetre Hapishanesi 4-Temyiz sonrası edebiyatı 5-Greve Meydanı 6-Cellat 7-Giyotin 8-Alkış 9-SON Asılsız bir iddianame bu! Biletler tükenmiş Greve Açık Hava Tiyatrosu'nda. Bulutların güneşi saklamadığı nitelikli bir gün. İçindeki soluğun hava ile buluşması için eşsiz bir fırsat. Günlerdir soğuk odaları resmeden bir zihne ilaç olacak cinsten. Bugün geriye kalan ömrün ilk günü. Bir yandan da geriye kalan ömrün son günü. Meydan şimdilik boş. Tek eğlenebildikleri ve yargılarını savurabildikleri alana ne erken ne de geç gelirler. Ancak muhakkak gelirler. Saatler sayılmadığında çabuk geçer. Sayılı zamanın çabuk geçtiği de az biraz efsane. Tüm düşünceler uğultular eşliğinde kalpten beyne taşınıyor. Bu taşınma olası bir sonun öncesini temsil ediyor. Temyiz sonrası bir nevi bu sona hazırlanmış tüm beden. Ah insanlar! Ölüm 3-4 km ötende seni seyrediyor ancak hala kalabalık içte düşük profil. Onlar okumamış, onlar cahil, onlar en öndeki adamın sesini taklit eden çıkarcı bir sürü. Bütün bunların ne önemi var? Biraz sonra milyonlarca bilgiyi ve düşünceyi sakladığım beynimi sol lobu ile birlikte evrende bırakacağım. Bavulumu çoktan topladım. Ruhumu da alıp gideceğim Greve Meydanı'ndan. Ruhumu alıp, kafamı bedenimden ayrı dünyaya bırakınca tüm dünyada görülür bir temizlenme olacak. Meydanda toplanan insanlar bundan ibret alıp bir daha suç işlememek adına kaderle anlaşacaklar. Anneler, babalar, eşler, çocuklar üzülmeyecek. Sonsuza kadar süren bir iyilik kaplayacak evreni. Yaşasın dünya, yaşasın
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
Gündemdeki Ölüm Cezasına Hukuki Çerçeveden Bakış
Son zamanlarda yeniden hortlatılan ve gündemimizi sıkça meşgul etmeye başlayan idam (ölüm cezası) konusuna ilişkin bir hukukçu bakış açısıyla bir şeyler yazmak istedim. Öncelikle bu yazı çoğunlukla hukuki ve sıkıcı bilgiler içerecek olup konuyla ilgili olan kişilere hitap edecektir. Yazının içeriğini dikkatlice okuduğunuzda birçok hukuki ve siyasi konuya daha doğru açılardan bakacağınızı düşünüyorum. Amacım somut bilgileri verip konuyu doğru açıdan tartışmaya davet etmektir. Her ne kadar bugünlerde hukuka karşı güvenimiz sıfıra kadar indirgenmişse de Türkiye sonuçta bir hukuk devletidir. Yerel kanunlarımızın yanı sıra taraf olunan uluslararası sözleşmelerle de bağlı olarak yönetilir. Günümüzde en önemli uluslararası sözleşme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'dir ve Türkiye 18/05/1954 tarihinden itibaren AİHS'e taraf olmakla, çekince koymadığı tüm maddeleri yerel hukukunda da uygulamak üzere kabul etmiştir. Bilindiği üzere, hiçbir devlet kafasına göre, tarafı olduğu sözleşmeleri hiçe sayarak uluslararası düzlemde hareket edemez. Aksi halde bu devlete karşı her türlü ağır yaptırım uygulanır. DİKKAT! Bir uluslararası insan hakları belgesini imzalamak demek, o belgedeki standartlara ulusal mevzuatı uyumlaştırmak yönünde gerekli değişiklikleri yapma "siyasi taahhüdünde" bulunmak demektir. Konu ölüm cezası olunca ele alınması gereken ilk hak elbette yaşam hakkıdır. Yaşam hakkı, insanın hayatta olup olmamasıyla alakalı bir haktır; yani canlı bir kişinin bu hayatiyetinin sürmesiyle, yaşamından yoksun, özellikle keyfi olarak yoksun bırakılmamasıyla alakalıdır. Yaşam hakkının özü, insanın hayatta olması, yani yaşaması, nefes almasıdır. Bu niteliği ile yaşam hakkı, diğer tüm haklardan yararlanabilmenin bir ön koşuludur. Yani tüm insan haklarının temelidir. Yaşam hakkı, niteliği
Hukuk
Bir Polisin Distopyasından!
10/10
·352 syf.·
2009 1. kitabı
EVREN, İLK BAKIŞTA DÜŞÜNEBİLECEĞİNDEN ÇOK DAHA ZENGİN VE ÇOK DAHA EKSİKSİZ. Türkiye ne garip bir ülke değil mi? Genel anlamda sorgulamaktan, düşünmekten, kritik yapmaktan kendimizi soyutlamışızdır. Hazır olanı alıp kafamıza yerleştirirken de bir gram rahatsızlık duymamışızdır. Evet 1984 ülkemizde Kürk Mantolu Madonna'dan sonra en çok okunan kitap. Belki istatistiki anlamda yanlış bir bilgidir ancak en çok okunanlar arasında yer aldığı kesin. İnsan düşünmeden edemiyor sorgulamaktan, düşünmekten uzak bir milletin bu kitaba bu kadar ilgi göstermesi biraz garip değil mi? Garip. Tamam okuduk, beğendik, denizin kenarında kahve ile resim çekip İnstagram'lara yükledik, sonuç olarak ne anladık? Ne anladığımız ortada sanırım :) Popülarite tanrısına hizmetlerimizi sunduk ve kitabı bitirdik. Gerisini popülarite düşünsün. Lanet olsun Amerika'nın oyunları! Hayınlarrr! Bu kitabı okuyanların en azından dönüp gerisin geri bir bakması lazım. Düşün ey Türkiye! Var olmak istediğinizi biliyorum :) Örtbasçılık! Böyle bir kavramı ilk duyduğunuzda bir şeylerin yanlış gittiğini bilirsiniz. Totaliter Okyanusya rejiminin bağrında bir adam var Winston Smith. Örtbasçılık memleketinin kıdemli bir üyesi (!) Travenian'ın Şibumi adlı kitabında 'Şişko' adında bir sistem var. Yeryüzünde ne kadar insan var ise duygularına kadar bilen bir sistem. Bu sistem sayesinde büyükbaşların kurulu düzenine asla zeval gelmez. Yıl 1973'ler! Burada da herkes tele-kartör sistemi tarafından dinleniyor. Ulu Big Brother'ın yıkılmazlığını sağlamak birincil şart. Hepimiz hayatlarımız adına özgür kararlar alan insanlarız değil mi? Eveeeet! dediğinizi duymaz gibiyim. Çünkü değiliz! Emrah Serbes'in Hikayem Paramparça adlı kitabında da dediği gibi ''Kendimizi özgür zannediyoruz oysaki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma