On iki yaşındaki çocukların iş bulabilmelerini diliyorum.
On iki yaşındaki çocukların intihar edebilecekleri bir ip bulamamalarını diliyorum. On iki yaşındaki çocukların sokaklarda
yürürken akıl arına ölüm düşmemesini diliyorum. On iki yaşındaki çocukların hayatı algılamaya başladıkları ilk anda tökezlememelerini diliyorum. On iki yaşındaki çocukların yalnızca yere düşen dondurmalarına, kirlenen pantolonlarına, kırılan bisikletlerine, yırtılan kitaplarına ağlamalarını diliyorum.
On iki yaşındaki çocuklar.
On iki yaş.
Çocuklar ...
Ölüm ...
İntihar
Öyle çok şey anlatasım var ki bu kitaba dair ama susmak istiyorum. Böyle nasıl oluyor biliyor musunuz? Ansızın gözleriniz doluyor nedeni yok belki var ama kelimelerle izahı yok. Kelimesi yok bu gözyaşının.Niyeyse uzun zamandır bu kadar ben olan bir şey'e rastlanmamıştır. Beni çok iyi tanıdım şu bir günde. Yazmak istiyorum ama korkuyorum keşke sadece gözlerimle konuşabilsem ve anlatabilsem. Bakın! Aklımdan geçen her şey zihnimde dolaşan her düşünce hafızamda yer edinen her acı burda gözlerimde, yaşlarımda.
Çok mu zor. Anlaşamaz mıyız? Her acının insanın yüzünde bir tarifi vardır. Az çok anlarsınız bir insanın bakışından. Ya da boşverin anlamayın. Bakmayın gözlerime duymayın beni. Bende bir kuş olup gitsem ya. Keşke benim kafesimde de bir tahtam gevşek bırakılsaydı. Bu kafesten kaçacak bir yolum olsaydı..Kitaba dair söyleyeceklerim bu kadar, daha fazlasını duymak istersen gözlerime denk gelmek nasip olsun inşAllah.
Rahatsızlık verdiysem affola.
Vesselam