Vincent

Vincent
@Livresvangogh
“Sözcüklere gerek kalmadan beni anlayacaklarını sandım...yanılmışım.” Sanat Felsefe Sosyoloji
İvan ilyiç vs ikarus'un düşüşü
8/10
·83 syf.··
2025 38. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 21:59
Sevgili okurlar, Bugün size çok güzel bir kitapla en sevdiğim tabloyu beraber değerlendirmek istiyorum. Çünkü İvan İlyiç'in Ölümü 1886 yılında yazılmış olmasına rağmen bundan yaklaşık 200 yıl önce Peter Brugel tarafından resmi yapılmıştır sanki, En sevdiğim tablo da işte bu Pieter Brugel’in ikarus’un Düşüş’ü tablosudur. O kadar tablodan en sevdiğin tablo bu olamaz dediğinizi duyar gibiyim, fakat benim gibi düşünen sadece birinden bu tabloyu dinleyin o zaman “Kimi resimleri, onları gördüğüm müzelerin bulunduğu kentlerle bağdaştırma eğilimim vardır benim. Örneğin, Ikarus'un Düşüşü tablosu sergilendiği kent olan Brüksel'e daha çok bağlanmamı sağlamıştır. Bu son derece müthiş tablonun alışılmadık havasıyla hemen oracıkta, ne zaman istesem görebileceğim kadar yakınımda duruyor olması, bana eşi bulunmaz bir lüks gibi gelir: Varlığı beni rahatlatan, çok sevdiğim bir dostumdur o sanki. " İdil Biret Peki bu tablo ile kitabın ortak noktası ne diyecek olursanız ilk önce icarus’u bir tanıyalım: ikarus usta bir heykeltraş ve mucit olan Dedalus’un oğludur. Dedalus ve oğlu İkarus, Kral Minos’un emirlerine karşı geldikleri için labirente hapsedilir. Babası Dedalus ikarus’u kurtarmak için yaptığı balmumu kanatlarla güneşe doğru uçmasını sağlar. Babasının: 'Ne çok yüksekten ne de çok alçaktan uçma.' uyarısına rağmen hırsı yüzünden güneşe fazla yaklaşır ve mumların erimesi sonucu düşer. Bu düşüşünü Peter Brugel Felemenkçe bir sözden ilham alarak (“En de boer… hij ploedge voort.” her ne kadar (ve çiftçi…tarlasını sürmeye devam etti) anlamına gelse de tercümanlar genelde “sen ölüyorsun diye sabanlar durmaz.” diye çevirir) alışılmışın dışında bir yorum getirir. Şöyle ki : ikarus suda sadece ayakları gözükür ölmek üzeredir ancak çevredeki insanlar tamamen ilgisizdir: Bir köylü tarlayı sürmeye, bir çoban
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Reklam
Genç Werther vs Felix
10/10
·126 syf.··
2025 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 13:30
Sevgili okurlar, Kitap incelemesine kitaptan bir alıntı ile başlamak istiyorum. "Bir kitabı elime almak için çok nadiren za­man bulabiliyorum, bu nedenle kitabın okuma zevkime tam olarak uygun olması gerekiyor."s.9 Kitabı bana tavsiye eden arkadaşıma kitabın okuma zevkime uygun olduğu için çok teşekkür edip ve sevdiğim bir başka kitaba benzettiğim için iki kitabı birlikte ele alacağım. Şöyle ki: “Genç Werther’in Acıları” (Goethe) ile “Vadideki Zambak” (Balzac) edebi konusu açısından bazı yönlerden birbirine çok benzer geldi bana, bu benzerliklere gelirsek : İki eser de, erkek karakterin karşılıksız ve yıkıcı aşkı konusunu işler iken Werther Charlotte’a, Félix ise Madame de Mortsauf’a umutsuzca âşık olur. Her iki eserde de aşık olunan evli ve ulaşılamaz konumdadır. İki karakter de toplumsal ve ahlaki sınırlara saygı duyar. Her iki erkek karakter de psikolojik ve felsefik olarak donanımlı olsalarda aşklarının sonunda ruhsal çöküş yaşamaktan kurtulamaz; Werther fiziksel olarak da hayatına son verir iken Vadideki Zambakta romanının sonunda Madame de Mortsauf (Henriette) ölür. İki kitapta hayata dair alıntılarıyla hikayenin önüne geçebilecek alıntılarla doludur. Mesala Genç Werther'in Acıları’da "insanı sonsuz derecede mutlu kılan şey, aynı zamanda üzüntüsünün kaynağı mı olmalı?"s.49 "Ah, birazcık kaygısız olmak, beni şu güneşin ışıdığı dünyada insanların en mutlusu yapardı." S.59 ve "Benim yazgım da, mutlu etmem gereken insanları izlemekmiş." S.102 Vadideki Zambak’da "- Kutsal bir duyguyla.-Sonsuza kadar mı?-Sonsuza kadar." S.166 ve "Sevgili dostum, sevilmek, anlaşılmak en büyük mut­luluktur, bu mutluluğu tatmanızı dilerim; ama ruhunuzun çiçeğini soldurmayın, sevginizi vereceğiniz yürekten emin olun." S.147 ve “Her şey olduğun yerde bir hiç olmak!”s.227 en sevdiğim alıntılar olmuştu. Son
Duygu ve Düşünce
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150bin okunma
Kendimi Socrates hissettiren kitap..
9/10
·222 syf.··
2025 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 23:05
Merhaba Sevgili okurlar, Niçin böyle bir başlık dediğinizi duyar gibiyim, Böyle 3 müthiş Anadolu efsanesini Yaşar Kemal’in yazdığından haberim yoktu. Kendimi Sokrates’in ünlü “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.” Sözünün bir faili gibi hissettim. Buda bana ders olsun Yaşar Kemal’in külliyatına niyet ettim bakalım daha bilmediğimiz neler neler çıkacak. Kitaba gelecek okursak kitap adından da anlaşılacağı gibi 3 Anadolu efsanesini Yaşar Kemal’in muhteşem kaleminden bir ziyafet resmen. İlk efsanemiz köroğlu ile başlıyor köroğlu filmini yakın bir zamanda izlemiştim. Sebebi de Mitoloji Kitabı’nı okurken kitap dünyada bilinen çoğu bilinen mitolojiyi anlattıktan sonra diğer mitolojik karakterler diye Türk mitolojisine 1 parağraf ayırmışlar sağolsunlar. O parağrafta da sadece Türk mitolojisinden köroğlu destanından bahsetmesi nedeniyle merak edip filmini izlemiştim. Birkaç detayın haricinde filmle birebir örtüşüyor, aynı şeyi Yeşilçam’ın Karacaoğlan ve Alageyik filmleri içinde söylemek mümkün.. 3 film bir arada tadında bir kitap resmen.. Kısa bir kitap olması nedeniyle bu efsaneleri birde ustadan dinleyin derim, iyi okumalar..
Duygu ve Düşünce
Üç Anadolu EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202514bin okunma
Mükemmelliyetçi bir Dahi
10/10
·256 syf.··
2025 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 21:52
Michelangelo’nun varlığını her ne kadar ninja kaplumbağalar çizgi filminden ögrenmiş olsamda asıl merakımı Rahmetli Robin Williams'in unutulmaz filmi Goodwill hunting filminde matt damon'ı yerin dibine sokan, bende aydınlanma ve sanata olan ilğimin başlamasına vesile olan sahne etkili olmuştur. Bu sahneyi aşağıya linke bırakıyorum. Micelangelo denilince akla birçok sanat dalı gelsede asıl diğer Goat'lardan üstünlüğü tabiki de heykel bence, bu konudada bana heykeli sevdiren özellikle muhteşem Antalya heykel müzesinin çok büyük yeri var kitabı okurken ğörseller o kadar gercekci ki her detay beni Antalya müzesinde gezdiğim günlere götürdü. Kitaba gelecek olursak, birkaç başyapıtın isminden ibaretti olan bilgim: Davut, Pietà, Sistine Şapeli... bu kitabı okuduktan sonra fark ettim ki bu adam sadece büyük bir sanatçı değil, insan olarak da hayran olunacak biriydi. Kitap aslında tam anlamıyla bir sanat albümü gibi ama muze katalogu havası yok. Sayfalar arasında dolaşırken sadece eserlerini görmüyorsunuz; o eserlerin arkasında nasıl bir hayat, nasıl bir yalnızlık, nasıl bir hırs, nasıl bir takıntı olduğunu da seziyorsunuz. Michelangelo’nun zor bir insan olduğunu okurken hissettim. Hem başkalarına hem kendine acımasız, hem kibirli hem de kırılgan biri. Bazen düşündüm, bu kadar büyük sanat böyle bir karakterden başka türlü çıkar mıydı? Kitap boyunca sanki bir sanatçının değil, bir ömrün izini sürüyorsunuz. Kitabin çok büyük bir kısmı sistina şapelinin tavanı ve tavanda yer alan her resmin detayı ile ilğili hikayelerle dolu, bu bölüm Trt2 de Mahir Güven'in değerli proğramı 1 resim bir hikayeye götürdü, keske yeterimce vaktim olsa her resmi işin uzmanlarının agzından dinleyebilseydim. Ama yine bir kısmını dinlemedim değil onlardan birinin linkinide aşağıya
Duygu ve Düşünce
MichelangeloRosalind Ormiston · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201848 okunma