Yirmiyıl önce, yaz kampındaki dört genç bir gece yarısı ormana girmiş; sonrasında ikisi ölü bulunmuş, diğer ikisinden de bir daha haber alınamamıştır. Ancak şimdi, hayatları allak bullak olan bu dört aileyi yeni gerçekler beklemektedir.
Bu kurban kız kardeşiyle birlikte ortadan kaybolan kampçılardan biri midir? Kız kardeşi hala hayatta olabilir mi?
Copeland neleri toprağın altında bırakacağını ve
hangi gerçekleri aydınlığa çıkaracağına karar vermek zorundadır artık.
OrmanHarlan Coben
Aslı ile Murat'ın İstanbul, Bursa ve Amerika üçgeninde yaşadıkları aşk öyküsü, malesef ki destansı aşk diyemeyeceğim bu hikayede yanan Murat oldu ne yazık ki...
KAYBETMEK İÇİN ERKEN, SEVMEK İÇİN ÇOK GEÇ.... Aslı'cım
●Yazarın 3 kitabını okudum ama ne yazık ki kitapların hepsinde sürekli kendini tekrarlıyor, değişen tek şey isimler, meslekler ve şehir. ●Değişmeyen tek şey ana karakterimizin ağır basan solcu yanı, feministliği, saçma gereksiz gururu ve Nazım Hikmet hayranlığı.
●Eğer gerçekten bir Canan Tan eseri okumak istiyorsanız bu Piraye olmalıdır ve onunla son bulmalıdır. (:
Canan TanYüreğim Seni Çok Sevdi
Düşün ki boğaz köprüsünden arabanızla geçerken, arka koltukta birinin oturduğunu farkediyorsunuz.
"Sende kimsin" diye sorduğunuzda,
Mimar Sinan olduğunu söylüyor.
Ne yaparsınız?
Zamanda yolculuk yapma imkanı elde eden dört seyyah, kendilerini istabul'un fethinde bulurlar, ve kuşatmanın günü gününe ilerleyişıni Sultan Mehmet'in ağzından dinlerler.
Mimar Sinan ile tanışma imkanı yakalayan seyyahlar, Süleymaniye, Selimiye ve şehzadebaşı camilerinin sakladığı sırları, şifreleri öğrenir.
•Yazar gayet yalın ve akıcı bir dil kullanmış, tarihe karşı merakı olan ilgisini çeken herkesin zevkle okuyacağı, kısmen tarihi olayların hikaye tarzına çevrilmiş halini oluşturan bir kitap.
Zamanla RandevuOrhan Yeniaras
Diğer kitaplar gibi bir içerik beklenemez edebi bir tarzı asla yok. Tarzı, telafuzu tamamen farklı. Günlük, samimi gelişine kısaca patavatsızca argo kelimeleri barındıran bir üslub var.
Yaşadığı ilişkilerini, aile ilişkilerini tüm ayrıntılarıyla gereğinden fazla özele girerek anlatıyor. Kitap sıkıcı değil daha çok 17-25 yaş grubuna hitap ediyor.
Ama ne yazık ki kadınları bu kadar özgüvensiz, aciz, erkeksiz yaşayamazlarmış gibi evlilik meraklısı olarak yansıtmasını sevemedim ve yorumlarını ergence buldum.
Boş vakitlerinde yada sıkıldığında zaman geçirmek için okunabilecek bir kitap
PuccaKüçük Aptalın Büyük Dünyası
Türk dizisi tadında desek bence tam yerinde olur. :-)
Akıcı, sürükleyici, merak uyandıran yeri geldiğinde sinirden nasıl olabilir dedirten içerisinde aşk,pişmanlık, hayal kırıkları, ihanet olan birazda tarihi coğrafya içeren, her genç kızın kendinden ufakta olsa birşeyler bulabileceği okunması gereken bir kitap.
Eğitimli, kültürlü , özgürlüğüne düşkün feminist kızımız piraye'nin Diyarbakır'lı bir aşiret gencine aşık olmasıyla başlıyor herşey.
Aşkı uğruna aptalca kararlar vererek tüm hayellerinden özellikle kendinden vazgeçip taviz veren piraye evlenip Diyabakır'a yerleşir ve bir anda aptalca geleneklerin ve törelerin içinde bulur kendini.
*Kitap da Diyarbakır'ın tarihinden bahsedilen kısımları hayranlıkla ve merak içinde okumuştum*
Piraye