“Ben insana Racine’i ya da Theokritus’u bilince kültürlü olur demiyorum.Bence kültürlü insan dünyadaki durumunu anlamasına yarayan bilgiyi ve yolları edinmiş olan insandır.”-Sartre
Müslüman, neyin nereden gelip nereye gittiğini öğrenmek için dünyada okup bitenlerle ilgilenmek zorundadır.Müslüman uyanık(müteyakkız)olmak zorundaysa,dünyaya karşı tavır alma gerektiğine inanıyorsa,dünyamızda olup bitenler onun ilgi alanı dışında sayılmaz,sayılmamalı!
Müslümanca davranış,bazı temel ilkelerde,kişiyi kendisiyle yalnız bırakır,başkalarının hangi eğilimde olduğu hesap dışı tutulur.Yani,kişi hak bildiği yolda,başkasından yardım beklemeden,başkasının ne diyeceğini umursamadan,kararını yönde oluşturur ve bir başına yola çıkar.Bu davranış biçimi,özellikle çoğunluğun islâm dışı kurallarla hayatını düzenlediği durumlarda önem kazanır.Çoğunluğun donuz eti yediği bir ülkede bulunan bir Müslüman,onun davranışına bakarak kendi davranışına “çekidüzen”verme,kendini onlara benzetme çabasına düşmez.Bir başına kalmış da olsa,hak bildiği davranışı uygular.Çünkü onu sorumluluktan kurtaracak olan hususun kendi sorumluluğunu yerine getirmek olduğunu bilir.Başkasının davranışı,böyle bir durumda onun ilgisi dışında kalır.Müslüman domuz eti yememek için,kimsenin bu eti yemeyi terk etmesini beklemez,bu kuralı bir başına yerine getirmeye bakar:bu da bir donkişotluktur.