bir cadının içli geçmiş zamanındayım
elektrikli süpürgemden zalim toz yumakları boşaltıyorum.
bu tozlar her şey efendimiz, sözler ise hiçbir şey
kuşlar sözlerin arasındaki boşluktan sıcak ülkelere göçerler
sözlerin arasındaki boşluğa
bahçedeki kuru yaprakları süpürür insanlar
sözler ağır alışveriş torbaları gibi
gitgide taşınmaz olur efendimiz
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
“Yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki; yaşamının
geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı ya da
farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.”