Sibel

Sibel

, bir kitap okudu
8/10
·104 syf.·
20 saatte okudu
·
2022 50. kitabı
Robert Louis Stevenson
7.8/10 · 27,1bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Doğrudan Alıntılarım-24
“Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet.”s.21. ️“O bakışın buyurgan yıldırımı iliklerime kadar işlemişti…”s.27. ️“ İnsan genç olunca ateşin ve ölümün her zaman başkalarına sıçrayacağını düşünür.”s.13. “Bir kitabın satırları gevezelik yaparak önümden geçenlerin belli belirsiz gölgeleri altında silinip gidiyordu.”s.2. ️“Bu kadının çelik gibi sert kararlılığından dehşete düşmüştüm, geveze bir konuşma tarzıyla içeriye dalmış be sonra birden bıçak çeker gibi ne istediğini ortaya koymuştu.”s.19.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu
Doğrudan Alıntılarım-25
"Manzara ayaklarımın altında uzanıyordu, vadide köpürerek akan dere, çamların tepeleri, hepsi benim kadar özgürdü. Güneşin gözeneklerimin içine kadar işlediğini hissederek yürüdüm de yürüdüm; bir saat, iki saat, üç saat ve Alplerin en yüksek çaylarına kadar çıktım. Orada yumuşak, sıcak çimenlerin üzerine uzandım ve arıların vızıltısıyla, rüzgarın hafif ritmik ıslığıyla gelen büyük bir huzurla sarmalandığımı hissettim, onca zamandır özlediğim bu huzurdu işte." s.35. "Yürek her zaman kendini kandırmaya eğilimli olduğundan o da ününün yaygınlığına inanıp kuşkuyu bıraktı."s.55. " İnsana mutluluk kadar sağlık katan bir şey yoktur ve en büyük mutluluk da bir başka insanı mutlu etmektir."s.57. ️" Damlalar duraksayarak iniyor ve hızlanacaklarına ritimleri ağırlaştıkça ağırlaşıyordu, sonra ansızın kesiliverdiler. Bir saatin yelkovanının aniden duruvermesi ve zamanın donup kalması gibi. Sabırsızlıktan yanan yüreğim birden buz kesti. Bekledim, bekledim, bekledim, ama hiçbir şey olmadı. Gök kasvetli yüzüyle karanlık ve donuk, aşağıya bakıyordu; dakikalarca süren bir ölüm sessizliği çöktü, neden sonra gökyüzünde hafif, alaycı bir ışıma dolaşır gibi oldu. Batı tarafında gök aydınlanmaya başladı, bulutların perdesi ağır ağır aralandı, hafif gümbürtülerle yuvarlanarak uzaklaşıp gittiler. Dipsiz karanlıkları giderek seyreldi, aydınlanan göğün altında kulak kesilmiş yeryüzü güçsüz ve doyumsuz bir hayal kırıklığıyla öylece kaldı."s.64.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu
Doğrudan Alıntılarım-26
"Bütün inatçı yaradılışlılar gibi her türlü gülünç düşme duygusundan yoksundu."s.9. "Mirko'nun bazen gezinti güvertesinde dolaştığı oluyordu, ama bazen bunu her zaman, o bilinen resimdeki Napoleon gibi, ellerini arkasında kavuşturmuş ve kibirli bir şekilde, kendi içine çekilmiş tavırla yapıyordu; ayrıca felsefesini gezinerek öğreten Aristoteles'i çağrıştıran güverte turunu öylesine acele ve öne sıçrarcasına adımlarla tamamlıyordu ki, ona hitap etmek isteyenin bu işi koşar adım yapması gerekirdi."s.11. " Bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz. Tek tek her birimizi mutlak anlamda bir hava boşluğuna, dışarıya tümüyle kapalı bir odaya hapsetmekle, sonunda dudaklarımızın açılmasını sağlayacak baskının dayak ve soğuk aracılığıyla dışarıdan değil, ama iç dünyalarımızdan kaynaklanması amaçlanmıştı."s.37. " Eskiden jelatin gibi ve herhangi bir biçimden yoksun olarak uzadıkça uzayan günlerim artık dolmuştu, yorgun düşmeksizin sürekli meşguldüm, çünkü satranç oyununun tinsel enerjileri dar sınırlarla çevrili bir alana sürgün ederek, en zorlayıcı düşünme edimlerinde bile beyni bitkin düşürecek yerde onun ataklığını ve gerilim gücünü daha da yükseltmek gibi mucizevi bir üstünlüğü vardı."s.50-51.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu
Doğrudan Alıntılarım-27
"Zaman nasıl yavaş geçiyordu. Demode saatin ahşap gövdesi üzerindeki ibresi fark edilmez bir yavaşlıkla ilerliyordu. Delikanlı bu yabancı odada gece korkusunu, yalnızlıktan duyduğu şu açıklanamaz çocukça kaygıyı gitgide daha ürkütücü bir biçimde hissediyordu,artık inkar edemeyeceği vatan hasretiydi bu."s.5. " Gözü hiçbir şey görmeden derslerinde ilerliyordu, her türlü hırstan uzaktı, amacı kendini uyuşturmak ve mahrum kaldığı onca şeyi düşünmemekti. Pek çok insanın yaşamının beyhudeliğini ve boşluğunu görmemek için kendini kaptırdığı bu hummanın içinde sessiz bir sırrın barındığını anlamıştı."s.20.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu