Tuğba

Bir akşam vakti öylesine koyulmuş bir bankta su damlalamaları ilisiyor kulağıma. Sigaramın hasta dumanlarını izliyorum. Ölümü parçalıyor ellerim. Ruhum un ufak.. Sahi neydi yaşamak Gökyüzünün silik mavisi ne zamana kadar saklayacak gözyaşlarımı. Güneşim geceye kapılmışken Ne zaman bana da çiçekler açacak Vahşi bir hayvana emanet etmişim canımı sanki. Dans eden otlar mi nasibini alacak her seferinde rüzgardan? Nefesim bile yetmiyor ic çekmeme Nerden atlasam bulutlara erişebilirim Nereye assam kendimi gömülü hazineye ulaşabilirim. Böyle düşünceler geziniyor zihnimde. Akşam çöktü mü Kimsesizler mezarını andırıyor içim. Öyle kalabalık bir yalnızlık Öyle canlı bir ölüm..
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan zihninin şelalesinden kaçabilir miydi?
Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
Kaldırım kenarında bir çiçeksin Pembe pembe tutunmaya çalışan Titrek kalbin, çırpınıyor ayaklar altında Duyulmuyor kokun Seni çok sevenler buket buket taşıyorlar ölüme Gözleri kör rengine Soğuk toprak kadar kıymeti yok solgunluğunun
Nefesimde elleri var kaba saba acıların Bir sağındayım, bir solunda, önünde ardında En karanlık anlaşılmazlığın..