Ne de olsa, sırada kafasını parçalamak üzere duvarlara vurmak için fırsat kollayanlar bekliyordu. Gerçek deliler! Her ne kadar bir vaka olarak yeterince ilginç bulunsam da üzerinde saatler harcanacak bir konu değildim.
Aslında hastalığım her neyse, semptomları gayet açıktı: Kimseye dokunamıyor, kimsenin bana dokunmasını izin vermiyor ve kimseyle yalnız kalamıyordum. Ya tamamen yalnız olmalı ya da bir kalabalık içinde bulunmalıydım. Aksi taktirde titremeye ve çığlık atmaya başlıyor sonrasında da bütün gözeneklerimi tıkayan inanılmaz bir ağrıyla kaplanıyordum. Bunların dışında önemli bir ayrıntı daha vardı: Konuşamıyordum.
Ancak bu, daha çok, bir tercihti. İstesem konuşabilir hatta hiç susmayabilirdim ama kendimi anlatmak artık ilginç gelmiyordu. Hem daha kaç kez anlatacaktım ki kendimi?
Miting üstüne miting yapan bir politikacı ya da günde bin kez aynı cümlelerle dilenen bir çocuk gibi, daha kaç kez aynı şeyleri söylemek üzere dudaklarımı aralayacaktım?
Ruh nerde bunalırsa bunalsın, hep aynı ruhtur; ev işlerinin az önemli olmaları, daha az yorucu olmalarını gerektirmez. Bundan başka, saraydan ve pazardan el çekmekle hayatımızın baş kaygılarından kurtulmuş olmuyoruz.
'Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir,
O engin denizlerin ötesindeki yerler değil.'
...
Sokrates' e birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da: Gayet tabii, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş.
'Niçin başka güneş, başka toprak ararsın?
Yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın?'
İnsan önce içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa yer değiştirmek daha fazla bunaltır onu: Nasıl ki yerine oturmuş yükler daha fazla engel olur geminin gidişine. Bir hastaya iyilikten çok kötülük etmiş olursunuz yerini değiştirmekle. Hastalığı azdırırsınız kımıldatmakla, nasıl ki kazıklar daha derine gidip sağlamlaşır sarsıp sallamakla. Onun için kalabalıktan kaçmak yetmez, bir yerden başka bir yere gitmekle iş bitmez...
' Kırdım diyorsun zincirlerini;
Evet, köpek de çeker koparır zincirini,
Kaçar o da, ama halkarını boynunda taşıyarak '
-Persius
...
Kim seve seve feda etmiyor sağlığını, canını şeref için? Oysa kalp bir paradan başka nedir ki şan şeref?
.
.
Onu niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu ancak şöyle anlatabilirim sanıyorum: Çünkü o, o idi; ben de bendim.
...
Chilon dermiş ki: "Onu (dostunuzu), bir gün kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin; ondan, bir gün kendisini sevecekmiş gibi nefret edin."
...
Onsuz yorgun ve bezgin sürüklenip gidiyorum: Tattığım zevkler bile, beni avutacak yerde ölümünün acısını daha fazla arttırıyor. Biz her şeyde birbirimizin yarısı idik: Şimdi ben onun payını çalar gibi oluyorum:
'Onunla her şeyi paylaşmak zevkinden yoksun kalınca,
Hiçbir zevki tatmamaya karar verdim'
...
'Madem ki vakitsiz bir ölüm seni,
ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü,
yeryüzünde varlığının yarısından,
en aziz parçasından yoksun yaşamakta
ne anlam var? O gün ikimiz birden öldük.'
-Horatius
Bunca bekçili silahlı evler yok oldu gitti de benimki niçin duruyor? Anlaşılan diyorum, o evler bekçili, silahlı oldukları için yok olup gittiler. Korunmak saldırana hem istek veriyor hem de hak kazandırıyor. Her korunma savaşçı bir kılığa girer ister istemez.