Mediha Özdemir

Birlik zafiyetten de gelse muvaffak olacaktı. Ayrılık, kuvvetten de doğsa, hezimete mahkumdu. Bu değişmez bir kaide olarak tarih sayfaları arasına kazınmıştı.
Sayfa 192·Kitabı okuyor
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Büyümemiz ancak kendi kendimizi devamlı surette budamak pahasına olur. Hayatın başlangıcında geniş imkanlarımız vardır. Gelişmemizde ancak irsi kabiliyetlerimizin, esnek sinırları ile tahdit edilmiş bulunuyoruz. Fakat her an bir seçim yapmamız gerek ve her seçim kuvvetlerimizin çoğunu yokluğa iter. Önümüze çıkan yolların yalnız birini seçmek zarureti bizi, diğer yolların götüreceği ülkeleri görmekten mahrum bırakır. Çocukluğumuzda, içimizde bilkuvve mevcut olan ve birer birer ölen pek çok insan taşırız. Her ihtiyar, olması mümkün fakat olmamış, düşük ve şoka uğramışlar korteji ile çevrilidir. Biz aynı zamanda katılaşan bir sıvı, fakirleşen bir hazine, yazılan bir tarih, kendini oluşturan bir şahsiyetiz. Yükselişimiz ve düşüşümüz; fiziki, kimyevi ve fizyolojik faktörlere, virüs ve bakterilere, sosyal muhitin psikolojik tesirine ve nihayet irademize bağlıdır. Biz, hem muhitimiz hem de kendimiz tarafından inşa edilmişizdir. Hayat süresi, bizim organik ve zihni hayatımızın kendisidir. Çünkü bunun manası: “icat etme, şekil yaratma, mutlak yeniyi mütemadiyen hazırlama" demektir.'
Sayfa 146·Kitabı okudu
El, bir şaheserdir. Hem hisseder hem de hareket eder. Hemen hemen görüyor bile denebilir. Ele silah ve alet imal etme imkânı veren; derisinin, dokunma cihazının, kaslarının ve kemiklerinin anatomik düzenidir. Her biri mafsallı üç kısımdan meydana gelen, elin ön kısmı ve kemikli kütlesi üzerine monte edilen beş kaldıraç, yani parmaklar olmasaydı, madde üzerinde hiçbir zaman hâkimiyet kuramazdık. El, en kaba işe olduğu gibi en nazik işe da yatkındır. El, ilkel çağda avcının çakmak taşından bıçağını, demircinin balyozunu, ormancının baltasını, çiftçinin sabanını, şövalyenin kılıcını, pilotun kumanda aletlerini, ressamın fırçasını, gazetecinin kalemini, dokumacının ipliğini aynı beceriyle kullanmıştır. El öldürmeye de dua etmeye de çalmaya da vermeye de tarlaya tohum ekmeye de sipere bomba atmaya da yarar.
Sayfa 84·Kitabı okudu
İnsan
Yaşamak
Evet, metafizik kavrayışla irtibatlı davranışların da mutlaka adâbı olur. Bu sebeple sûfîler "الطرق كلها آداب" yani Allah'a ulaşan bütün yollar edepten ibarettir" demiştir.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Bir zamanlar sadece Anadolu'da değil Balkanlardan Hind Altkıtasına kadar İslam coğrafyasında Fahreddîn Râzî, Seyyid Şerif Cürcânî, Sadeddin Teftazânî, Molla Fenârî gibi düşünürlerin adıni duymadan ve görüşlerini bilmeden medreseden mezun olmak imkânsızdı. Son yüzyılda bu isimler önce sıradanlaştı, sonra sırlandı, ardından da sırlandıkları camlar, arkasını hiç göstermeyen ve bakanın sadece kendisini görebildiği aynalara dönüştü. Herhâlde bir toplumun zihinsel olarak tükenmişliğinin en çarpıcı alametlerden biri, şimdiye baktığında geçmişini göremeyip geçmişine baktığında sadece şimdiyi görebilmesidir. Bu sebeple Türkiye'de özellikle son yıllarda sık sık kullanılan “Anadolu İrfanı” tabiri, bileşenlerinden önemli ölçüde arındırılmış, yüzeysel tasavvufî çağrışımlara sahip, herhangi bir olay karşısından sağduyulu davranmaktan öte bir derinliği içermeyen bir terkibe dönüşmüş durumdadır. Hatırlayalım, neydi Anadolu irfanı...
Sayfa 56·Kitabı okudu