"Daha çok anlat," dedim.
"Hoşuna gidiyor mu?"
"Çok. Elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki binkilometre hiç durmadan konuşurdum."
"Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?"
"Gider gibi yaparız."
Öncelikle kitabı hediye eden sevgili dayıma çok teşekkür ederim...
Kitaba çocuk kitabıyla yaklaşıp aslında her büyüğün okuması gereken bi kitab ön yargıli davranmamak lazım aslında ...
Çocukken yaşadığımız her şeyin, büyüdüğümüzde içimizde nasıl derin hatıralar bırakacağını anlatiyor belki de...
Zeze babasını kalbinde öldürmeyi hedeflerken kendi seçtiği babası Portuga'yı kalbinde hep yaşatacaktı, Portuga'yı neden bu kadar sevdik? Belki herkes içinde bı portuga yaratı yada bı portuga'sı olsun isterdi...
Babasından dayak yediğinde odaya girip onun yerine beni döv diyemedik belki Gloria gibi, ama acısını en içten hissettik göl kenarında vücudunun yaralarını göstermek istemeyen o küçük Zeze'nin.
Eminin hepimizin içinde böyle hatıralar böyle şeker portakalı vardır..