.
Türk klasiklerini sevenler el kaldırsın
Kitap incelemesine geçmeden önce kitabın yazarı olan Fatma Aliye hakkında biraz bilgi edinelim.
Fatma Aliye Hanım bu coğrafyada, kadın hak ve özgürlükleri konusunda düşünen, çözüm üreten, Türkçe'nin ilk kadın yazarı olarak kabul edilmiştir. Yazdıklarıyla kadınlara temel hak ve özgürlüklerini bilmeleri, güçlü ve iradeli yanlarını ortaya koymaları, yapabileceklerinin farkında olmaları konusunda cesaret vermiş, rehberlik etmiştir.
Güçlü kalemini bu minvalde etkin bir şekilde kullanmış olan yazar çeşitli çeviriler yapmış, kadınlara ait en uzun süreli yayın olan ‘Hanımlara Mahsus Gazete'in etkin kalemlerinden biri olmuştur. Hem döneminin hem de kendinden sonra gelen kadın edebiyatçıları yazılarıyla desteklemiştir. İslamı ataerkil yorumlardan sıyırarak yorumlamayı önermiş, çok evlilik ve örtünmeyi bu yaklaşımla ele almıştır.
Türk edebiyatında hatırı sayılır bir yer edinmek onun için pek de kolay olmamıştır. Bu mecrada epeyce vefasızlık görmüş, sonradan kıymeti bilinenlerden olmuştur. 1862'de Doğan Fatma Aliye 1936'nda evinde yalnız vefat ettiği haberi “Unutularak Ölen Bir Edip" başlığıyla verilmiştir.
Yapıtları arasında; Hayal ve Hakikat, Aşkın Yalnız HaliLevâyih-i Hayat (Hayattan Sahneler) , Udi , Enîn bulunuyor. Udi romanı Fransızca'ya çevrilen eserler arasındadır.
Kızının Hristiyan olmayı seçerek Avrupa'ya yerleşmesi ve siyasi inkılabın kendisini yıpratması neticesinde kendi kabuğuna çekilmiştir.
Ruhu Şad Olsun
Şimdi gelelim romanımıza
Ele aldığı konu itibarıyla Çalıkuşu romanına ilham olduğu söylenilen Refet romanında, Anadolu'nun maddi zorluklar içerisinde meslek sahibi olmayı, kendi ayakları üzerinde durabilmeyi, çok sevdiği annesini rahat ettirmek için güçlü olmayı hedef edinen Refet karakterinin etrafında kaleme alınmıştır.
Refet; pek gururlu, kendi ve
“Her kuvvetli his gibi, tereddüt de insanı öldürebilir, hareketsiz ve meflûç bırakabilir. Dörtyol ağzında fazla durmayalım, fazla tereddüt etmeyelim, bir tanesine sapıverelim, nihayet şuna kaniim ki bütün yollar Roma'ya çıkar."
“Eski ailelerin büyük bir kusurları vardı: Kapalı olmak; eski ailelerin büyük meziyetleri vardı: Gene kapalı olmak.
Bu kapalılık onların zihinlerini kapamak suretiyle bir kusur, fakat seciyelerini muhafaza ettirmek itibariyle bir meziyet oluyordu."