Bu arada ülkede enflasyon yüzde 156’ya vuruyor.
Halkın sofrasındaki ekmeği bile çalan enflasyonu yaratanları alkışlayıp göklere çıkarıyor ve bu düzeni eleştirenleri de içeri tıkıyoruz. Bu işte bir terslik var. Türkiye’de haklıyla haksız, suçluyla suçsuz yer değiştirmeye başladı. Birileri bu ülkeye kötülük ediyor, ama herhalde düşünce özgürlüğü üzerine düşüncelerini açıklayan yirmi yazar değil bunlar.
Türkiye ve İsveç'ten sonra Sovyetler Birliği'nde bile geçici bir gözaltına aldırmayı başarmıştım kendimi. Ne kadar övünsem azdı ama bu sefer Yaşar Kemal'le birlikte gözaltına alınmış olmanın onuru da vardı işin içinde.
İnsan yaşamında bazı dönemler vardır: İçinde yaşarken de önemli olduğunu hissedersiniz ama yıllar geçtikçe bu önem daha da artar. Sizden bağımsızlaşır. Size ait bir anı olmaktan çıkar ve kendi tarihini yaratır.
Ben ayrıldıktan sonra da, "Bak Yaşar" demiş, "bu müzikte yeni bir şey var. Göreceksin, bu genç çok meşhur olacak."
Yaşar Kemal birkaç gün sonra bunu bana anlattığında ve "Thilda'nın her dediği çıkar. Yılmaz Güney için de aynı şeyi söylemişti" dediğinde ona inanmadım.
Thilda yanılıyordu.
Ben kendimi biliyordum. Ünlü olmama imkân yoktu ki!