Fama

İçimizdeki Apollo...
Zihin, tıpkı uzay gemisi Apollo gibi, çok sayıda mühendislik sorununu çözmek üzere tasarlanmıştır ve ileri teknoloji ürünü sistemlerle doludur. Bilişsel bilimlerin ve yapay zekanın bizim sıradan zihin etkinliğimizle üstesinden geldiğimiz teknik güçlükleri keşfetmesinin; evrende milyarlarca galaksinin ya da bir damla suda mikroskopla görülebilen bir yaşamın var olduğunu öğrenmeye benzer bir devrime yol açtığına inanıyorum.
Sayfa 20
Bilim
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Pinker'ın o tartışılan meşhur sözü...
Zihin, doğal seçilim ta­rafından, evrimdeki atalarımızın yiyecek arayıp bulmaya dönük yaşam tarzları sırasında karşılaştıkları sorunları çözmek üzere tasarlanmış hesaplama organlarından oluşan bir sistemdir.
Sayfa 15
Bilim
Gerçek dediğimiz şey ne kadar gerçek?
Puan vermedi·224 syf.·
2026 32. kitabı
Kitaba ilk başladığımda sıradan bir bilim kurgu hikâyesi gibi gelmişti. Ama ilerledikçe işin sadece rüya ya da fantastik hikâye olmadığını anladım. Aslında Le Guin insanın gerçeklikle kurduğu ilişkiyi anlatıyor. Gerçek dediğimiz şey sabit mi, yoksa biz fark etmeden sürekli değişiyor mu? Hayatı kontrol etmeye çalışmak mı daha doğru, yoksa olduğu gibi bırakmak mı? Roman baştan sona bu soruların peşinden gidiyor gibi; özellikle rüyalar üzerinden yapılan müdahalelerde şunu net görüyorsun. Bir şeyi düzeltmeye çalışırken başka bir yerden bozuluyor. İyi niyetle yapılan değişiklikler bile her zaman iyi sonuç vermiyor. Aslında kendi hayatlarımızda da böyle değil mi? Bazen bir şeyin farklı sonuçlanmasını istiyoruz ama istediğimiz olsa bile o sonuç tam olarak bizi mutlu etmeye yetmiyor. Daha iyi bir dünya fikri kulağa hoş gelse de, Le Guin bunun bir bedeli olduğunu sert bir şekilde sorgulatıyor. Bazı yerlerde gerçekten "keşke hiç dokunulmasaydı" diyorsun, bazı yerlerde ise "belki de değiştirmek gerekiyordu" diye arada kalıyorsun. Sonlara doğru anlıyorsun ki mesele dünyayı değiştirmek değil, onu ne kadar kontrol etmeye çalıştığımız. Çünkü kontrol arttıkça işler daha da karmaşık hale geliyor. Burada aklıma Albert Camus geldi; hayatın anlamsızlığı ve absürtlüğü üzerine söyledikleriyle kitap arasında benzer bir taraf var. Her şeyi açıklama ya da düzene sokma çabası insanı bazen daha çok çıkmaza sokuyor. Belki de her şeyi düzeltmek zorunda değiliz. O karmaşanın içindeki tuhaflığı olduğu gibi kabullenmek, bazen de akışa izin vermek en büyük çözümdür. Bana göre Le Guin'in bu kitabı herkese hitap etmeyebilir çünkü bazı bölümlerde okuyucuyu hemen içine çekmiyor. Yani karakterlere ya da olan bitene anında bağlanamıyorsun. Ama sorgulamayı seven biriysen kesinlikle içinde kendine
Fantastik
Rüyanın Öte YakasıUrsula K. Le Guin · Metis Yayıncılık · 20201,474 okunma
Bir Kumaşın İlmeği Olmak...
Her şeyin illa da bir amacı olacak diye bir şey yok, sanki evren bir makineymiş de her parçasının faydalı bir işlevi varmış gibi konuşuyorsunuz siz de. Madem öyle, bir galaksinin işlevi nedir? Hayatımızın bir amacı olup olmadığını bilmiyorum, bunun bir önemi olduğunu da sanmıyorum açıkçası. Asıl önemli olan bütünün içinde bir parça olmamız. Bir kumaşın içindeki iplik ya da kırdaki bir ot sapı gibi. O nasıl öylece varsa, biz de öylece varız. Bizim yaptıklarımız, çimenleri yalayıp geçen rüzgâra benziyor.
Sayfa 201 - e-kitap (EPUB)
Fantastik Edebiyat
Gerçeklik zihinde akışkandır...
Hiçbir şey sağlam kalmaz, (bir ukalanın zihniyeti hariç) Hiçbir şey tastamam ve kesin değildir. Kusursuzluk, Varlığın en derinde yatan gizemli niteliğinin, o kaçınılmaz, marjinal kesinsizliğin inkârıdır sadece.
Sayfa 98 - e-kitap (EPUB)
Felsefe