Merf

Merf
Yaşarken anlaşılmaya mecburum!
Politika Fikri
Teolojiye göre, bir yaratığın karşılaşabileceği en ağır ceza -ki bunun çaresi yoktur- Tanrı’nın gazabı değil, unutuşudur. Onun gazabı aslında rahmetiyle aynı hamurdandır; ancak kötülüğümüz sınırı aştıysa, Tanrı’nın gazabı bile terk eder bizi. “İşte o korkunç an,” diye yazar Origenes, “günahlarımız için artık cezalandırılmadığımız o an: Kötülüğün ölçüsünü kaçırdığımızda, kıskanç Tanrı şevkini üzerimizden alır: ‘Kıskançlığım, ‘ der, ‘seni terk edecek. Senin iyiliğin için, artık sana öfke duymayacağım.”
Sayfa 73·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Puan vermedi·232 syf.··
2023 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2023 01:43
“Haydi biraz cesaret Drogo, bu senin son kağıdın, ölümün karşısına bir asker gibi çık ki, hiç olmazsa kandırılmış yaşamın güzel bitsin. Yazgıdan intikamını al, kimse sana kahraman ya da buna benzer bir şey demeyecek ama işte tam da bunun için yapmaya değer. Gölgenin sınırını, resmî geçitteymiş gibi dimdik, kararlı bir adımla aş, hatta becerebilirsen gülümse. Sonuçta vicdanın çok rahatsız değil ve Tanrı seni affedecektir.” Umut etmek, beklemek.. Bunlar eylem olmaktan çıkıp bir olguya dönüşmüştür artık. Teğmen Drogo kısa süreceğine inandığı bir görev için gittiği Bastiani Kalesi’nde umut içinde bir ömür geçirir. Burada yalnızlığı iliklerine kadar hisseder. Hep geri dönmek ister ama bir türlü adım atacak cesareti gösteremez. Kurgu o kadar iyi ki, sıkıcı ve durağan bir süreci anlatmasına rağmen her an bir şey olacakmış gibi insanı merak ve beklenti içine sürüklüyor. Burada simgesel olarak kullanılan Bastiani Kalesi aslında Drogo’nun kendi iç dünyası, oradaki saplantıları ve kendine çizdiği sınırlarıdır. Bir türlü cesaret edip kendi sınırlarını aşamaz. Drogo’nun asıl beklediği düşman değildir. Drogo kahraman olmayı bekler. Düşmanlarla gerçek bir asker gibi savaşıp sonrasında da kahramanca anılmayı bekler. Bu çaresizce bekleyişi bütün hayatına sirayet eder. Tatar Çölü ise benimsemiş olduğu kendi dramatik yaşamıdır. Akıcı dili, ifade yeteneği ve harikulade betimlemeleri ile bir çırpıda okunan bir kitap. En nihayetinde hepimiz Drogo değil miyiz? Hepimizin içinde hapsolduğu bir Bastiani Kalesi yok mu? Hepimiz çaresizce, Tatar Çölü’nden gelecek, hayatımızı değiştireceğine inandığımız birilerini ya da bir şeyleri beklemiyor muyuz?
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım... Hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir..
“İki ömrüm olsun isterdim; biri yaşamak, diğeri okumak için..” Johann Wolfgang Von Goethe
Edebiyat
Puan vermedi·90 syf.··
2023 16. kitabı
Victor Hugo Yaşadığı dönemin Fransa’sında idam cezalarına karşı tepkisini bu eseriyle ortaya koymuş hatta sonrasında yapılacak olan bütün eleştirilere karşı almış olduğu cesareti de göstermiştir. Zira değil o dönemde böyle bir kitap yazmak, böyle bir fikri açıkça beyan etmek bile cesaret işiydi. Bir kıyaslama değil elbette ama kitap bana biraz Stefan Zweig Satranç kitabını anımsattı. İki kitapta da mahkumun yaşadığı korku, çaresizlik, bekleyiş ve bütün duygu durumları kelimelere o kadar iyi dökülmüş ki hayran kalmamak elde değil. Bu insanlar işte bu yüzden yazar olmuşlar diyorum. Müthiş bir anlatma ve yazma becerisiyle yazılmış bu kitap bittiğinde, sanki gerçeğe çok yakın bir kabustan kan ter içinde uyanmış gibi oluyorsunuz.
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
Reklam