Merithou

Merithou
@Merithou
Anna Karenina- L. N. TOLSTOY /Okumadan ölmeyin!
10/10
·1062 syf.··
2023 46. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 23:03
Bir kitapla yaşamaya alışmak! Gittiğin her yere onunla gitmek! Onunla aynı yağmurda ıslanmak! O kahramanlarla uyuyup yine onlarla uyanmak! Ve eser bittiğinde oluşan o derin boşluk! 22 gün olmuş Anna Karenina serüveni başlayalı. Kitaplarına gözü gibi bakan biri olarak yıllar sonra ilk kez bir kitabı eskittim! Ve şimdi o eskilik bana o kadar huzur ve gurur veriyor ki... Hayatımdan bir Anna Karenina geçti. İlk cümlesinden son cümlesine kadar benimle yaşadı. Birlikte şehirlerarası yolculuk yaptık, birlikte otostop çektik. Ve ben onunla yaşadım, yeri geldi Anna oldum yeri geldi Vronskiy. Ama en çok da Levin... Öncelikle şunu söylemek istiyorum. İncelemelerimde en nefret ettiğim şey "spoiler"dir. Ama bu eseri spoiler vermeden inceleyebilecek kadar yeterli görmüyorum kendimi. Yine de bende uyandırdığı duyguları yazmaya çalışacağım. Ona göre okumanızda fayda var. Güzel bir gün. Birbirimizin kalbini kırmak fazla gereksiz olur. İncil'den bir alıntı ile başlıyor eser: "Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim." İlk okuduğumda anlam vermekte oldukça zorlandım. Fakat eser bittikten sonra söyleyebilirim ki şu an çok iyi anlıyorum... Ardından eserin ilk cümlesi geliyor. Eminim eseri okumasanız bile bu cümleyi bir yerlerden duymuş, hafızanızda yer vermişsinizdir: "Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mut­suzluğu kendine göredir." (s. 3) Anna Karenina Aşk, Aile, Kıskançlık, Ölüm, Toplum, Toprak, İnsan psikolojisi, İnsan ve dinlere dair bir eser. Onu tek bir kategoriye sığdırmak oldukça zor olacaktır. Kahraman tiplemelerini oldukça başarılı buldum. Eser her ne kadar Anna Karenina isimli kahramanı merkeze almış olsa da Levin de en az onun kadar ön plandaydı. Hatta son bölümlerde onun dahi önüne geçtiğini düşünüyorum. Onun düşünceleri, dine bakışı, maddi hayattan manevi hayata
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Olağanüstü Bir İfade Gücü
Puan vermedi·328 syf.··
2020 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 21:26
Kitabı ikinci kez okudum.İlkinde, sanırım yaşım küçük olduğu için aklımda kalan tek şey Felix'in aşkıydı. Şimdi ise beni en az etkileyen nokta "aşk" oldu. Kitapta aşkın anlatıldığını zaten baştan biliyordum .Ben, aşkın kendisinden çok güzel ifade edilişini sevdim bu romanda. Aşkı ile ön plana çıkan üç kahramana bir bakmak isterim: Felix: Çocukluğunda ailesi ve çevresi tarafından hiç sevilmemiş. En temel ihtiyaçları bile tam karşılanmamış. İçinde dolduramayacağını sandığı büyük bir boşluk var. O yüzden güzel ve kendinden yaşça büyük bir kadını sevmesi şaşılacak bir şey değildi. Felix, Henriette'in anneliğine de hayrandı. Çünkü kendi annesinden hiçbir zaman "annelik" görmedi. Henriette: Kendinden önce ölen üç ağabeyi var. Tek çocuk. Paranın ve soyluluğun miras kalabileceği tek kişi ve bu bir kız. "Kız"olarak doğması annesi tarafından asla bağışlanmamış. O da sevgisiz ve ilgisiz bir çocukluk geçirmiş. İçinde öyle bir beğenilme tutkusu var ki erdemli olacağım diye çıldırdı sonunda. İçindeki derin boşluk kocası tarafından görülmeyince onun da Felix'e bağlanması normaldi. Daha romanın başında Felix'e aşkını açıklamazken ve Felixsi de açıklamaması için sustururken onun daha çok seven taraf olduğu hissediliyordu. Lady Dudley: Onun Felix'e tutkusu klasik bir söylem: "Kaçan kovalanır". Başka bir kadını çok seven erkeğe diğer kadınlar tarafından hayranlık beslenmesi... Ayrıca Lady Dudley'in gözünde Felix bir bakir. Oyunları oynayacağı tecrübesiz bir oyuncak. Yani işin bu kısmı bana ilginç gelmedi. Başka kitaplarda da karşımıza çıkabilir. Beni asıl ilgilendiren olayların anlatılışı. Yani edebi dil... Aşkın bu kadar çok yönünün ele alınabilmesi, kelimelere bu denli özenli dökülebilmesi beni şaşırttı. İnsanları bu kadar iyi analiz edebilmek, karmaşık duyguları bu denli
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553,1bin okunma
Puan vermedi·154 syf.··
2020 26. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2020 20:26
Öncelikle kitabı okuyacaklara tavsiyem önsözü kitabı bitirdikten sonra okumaları. Macbeth, yine şiirsel dilini çok sevdiğim Shakespeare'in bir eseri... Politik hırsı konu alıyor, görünüşün ne kadar yanıltıcı olduğunu net bir ironi şeklinde sunuyor ve Macbeth'in iç dünyasındaki çatışmayı gösteriyor. İyilik-kötülük, gece-gündüz, kan, bir kötülükle başlayan zincir, vicdan azabı... Hiç meydanda olmayan bir şeyin aniden kıvılcımlanması, ardından büyüyen yangının her yeri etkilemesini görüyoruz. Giriş ve önsözü çıkartırsak yüz sekiz sayfalık bir tragedya, Shakespeare'in trajedileri arasındaki en kısa olanı. Bir çırpıda okunabilecek bir eser lakin aynı zamanda birçok cümlede insanı derin düşünmeye de sevk ediyor. Bu yönüyle de Shakespeare hep bana keyif veren yazarlardan olacaktır diye düşünüyorum. Artık ben susayım, kitaptan alıntılar konuşsun... Son olarak, ''Macbeth'i izlemek, Harold Bloom'un dediği gibi, onun kalbinin karanlıklarına yapılan bir yolculuktur aslında.''
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,6bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2020 37. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2020 22:13
Sırça Köşk, Sabahattin Ali'den okuduğum yedinci kitap oldu. Şiirleriyle fazla yakınlık kuramamışsak da yazarın kalemini sevdiğimi dile getirmeme gerek yok sanıyorum... Kitap 13 hikâye ve 4 masaldan oluşuyor. Sabahattin Ali'nin masal türünde eserleri olduğunu da bu kitapla öğrenmiş oldum. Dili sade, gündelik diyaloglara yer verilmiş. Yazar, o kendine has üslubu ile yine toplumsal sorunları ele almış. Her öyküde belli insanlara, topluma, dönemin yaygın problemlerine eleştiri yapılmış; net bir şekilde ayna tutulmuş fakirliğe, acıya, kedere, paragözlüğe, doymak bilmeyenlere ve biraz olsun karnını doyurmak isteyenlere. Yazarın konu edindiği sorunlara hâlâ sahip olmamız üzücü. Öyle ki, yazılanlar sanki daha dün yazılmış, aslında bugünümüze bir eleştiriymiş gibi hissettim okurken. Sabahattin Ali'yi unutulmayan yapan belki de bu özellikleridir... Öyküler arasında en beğendiğim Bahtiyar Köpek oldu. ''Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. 'Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?' diyorlar. 'Hep açlıktan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?' Hiç olmaz olur mu? Arayıp, bulup görmek lazım. Bunun için de kenarı köşeyi araştırmak istemez. Her şey apaçık ortada, göz önünde. Sade güler yüzlü, bahtiyar insanlar değil, bahtiyar köpekler bile var. Ben de karar verdim, bu sefer açlıktan, ızdıraptan, nefretten değil... rahattan, tokluktan,
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,8bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 46. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2020 08:00
İkinci kez okudum. Sanki ilk defa okuyormuşum gibi işledi yüreğime. Yirmi ikinci kez dahi okusam yine aynı sevgiyle, aynı hayranlıkla okurum. Öncelikle; bir dönem sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarla çok popüler olmuştu kitap, eğer bu yüzden bir ön yargınız varsa hepsini bir kenara bırakıp okuyun. Tüm ön yargıları haksız çıkaracak bir eser olduğunu düşünüyorum. Eğer Sabahattin Ali'yle daha önceden tanışmışsanız kalemini, kendine has dilini, becerisini biliyorsunuzdur zaten. Onunla bir kere tanışıp da hayran olmamak, tüm eserlerini okumayı istememek mümkün mü?... Benim için hiç değil. Evet, Sabahattin Ali'nin kalemine olan sevgi ve hayranlığımı açıkça belirttiğime göre eser hakkında birkaç şey yazayım. Eserde ilk başkahramanımız Raif Efendi. Görünüşte herkesin hayatında olabilecek, pek ayrı bir özelliği olmayan bir adam. Kitabın ilk satırlarında yazıldığı üzere: ''...Halbuki o hiç de fevkalade bir adam değildi. Hatta pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biriydi. Hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insana merak verecek bir cihet olmadığı muhakkaktı. Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız: 'Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? Hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp da nefes almalarını emrediyor?' Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içince, isteseler de istemeseler de işlemeye mahkum bir dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç âlemleri olacağını hiç aklımıza getirmeyiz. Bu âlemin tezahürlerini dışarı vermediklerine bakıp onların manen yaşamadıklarına hükmedecek yerde, en basit bir beşer tecessüsü ile, bu meçhul âlemi merak etsek,
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,6bin okunma