Eğer büyüklere,
"Güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı, pencerelerinden sardunyalar sarkıyor, damında ise kumrular var," derseniz, nasıl bir evden söz etmekte olduğunuzu bir türlü anlayamazlar.
Ne zaman ki onlara, "Yüz milyonluk bir ev gördüm," dersiniz, işte o zaman size, "Oo, ne kadar güzel bir evmiş!" derler gözlerini koca koca açıp.
Büyükler sayılara bayılırlar.
Yeni bir arkadaş edindiniz diyelim,
Onun hakkında hiçbir zaman asıl sormaları gerekenleri sormazlar.
"Sesi nasıl?" demezler örneğin, ya da, "Hangi oyunları sever? Kelebek koleksiyonu var mı?" diye sormazlar.
Onun yerine, "Kaç yaşında?" derler. "Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?"
Ancak bu sayılarla tanıyabileceklerini sanırlar arkadaşınızı.
Din, bütün hareketlerimizin dışında kalan bir hayat ve hareket alanı, bir ihtisas konusu değildir ki, ayrı bir ders ve öğretim yapılsın. Bu okullarda din kültürünü, bütün kültür derslerinin içinde, felsefe, tarih ve edebiyat derslerinde vermek en doğru yoldur