Varoluşsal problemlerin, anlamsızlık üzerine yorumlandığı bir kitap.
Bilgiyi, ahlakı, anlamı reddeden; nihilist bir kafa yapısına sahip olan Cioran'ın ele aldığı kitabın her satırından acı, ıstırap ve anlamsızlık akıyor.
Yavaş yavaş, sindire sindire ve sakin kalmaya çalışarak okumanızı öneririm:)
Kitabı; 'Hayatı şansa bırakmamanın gerekliliği' ana düşüncesi ile ele alan Payot'un eğitim fikrine göre:
Her insanın kendi bireysel gücünü geliştirmek için kendisinin farkında olması gerekir. Aksi takdirde, insanlar, kendi doğal dürtülerinin, eğilimlerinin gelişimini saptıracak koşulların ve önerilerin oyuncağı olurlardı.
Nâm-ı diğer 'Filozof İmparator' olan Roma imparatoru Marcus Aurelius tarafından yazılan kitapta:
Ölümü kabulleniş, iyi ve erdemli insan olma konuları; Aurelius'un stoacı bakış açısıyla ele alınmış ve lakin beni sıkan ve kitabın akıcı olmasının önünde engel olarak gördüğüm husus: Kitabın aynı düşünceler etrafında dönüp durması ve yinelemelere çok fazla yer vermesi oldu.
Bu bir acıdan anlama ulaşma yolculuğudur.
Varoluşçu psikoterapinin önemli isimlerinden olan Victor E. Frankl ; Nazi toplama kamplarındaki deneyimlerini bir psikoterapist gözüyle gözler önüne seriyor.
Toplama kampında iken etrafı ; özgürlük umudunu yitirmiş, yaşama iradesini kaybeden ve son günlerinin 'tadını çıkarmak' isteyen tutuklular ile çevrili olan Frankl; bir yandan ' İnsanı insan yapan nedir? ' sorusuna cevap ararken diğer yandan sevginin, acının tanımını irdeler ve hayata yüklediğimiz anlamlar üzerine düşünür ve bizi de düşünmeye teşvik eder.
Kitapta da alıntılandığı üzere sözlerimi Nietzsche' nin şu sözleri ile noktalamak isterim :
"Yaşamak için nedeni olan kişi , hemen her nasıl'a dayanabilir."
Kitabı her okuduğumda, bir tür yinelemeli anlamsal döngüde olduğumu hissettim.
Sayfa sayısının az oluşu sizi yanıltmasın, zira kolay okunup anlaşılabilecek bir kitap değil :)