Aslinda sürekli olarak iki hâl arasin-
da gidip geliyoruz: içimizdeki çocuk ve dönüstügümüz yetiskin.
Korkularimiz söz konusu oldugunda baskın olan içimizdeki o küçük varlıktır, bütün sağduyumuzu kaybederiz. Yetişkin tarafımız onu mantıklı olmaya davet etmediği sürece negatif duygularına
hapsolur."
"Peki bu hâlleri nasil teşhis edebiliriz?"
"Çocuk korkuyla yasar,bağımlıdır. Anne-babasının gözetimine ihtiyaci vardır. Onunla ilgilenilmediğinde terk edilmiş hisseder. Kendini sevmeyi bilmediğinden başkalarının sevgisine
ihtiyaci vardır. Hep başkalarını suçlar ve gururu sürekli olarak
öfkesini besler. Yetiskin ise oksijenini kendinden alır, kendini güvende hisseder. Acılarının kendisinden kaynaklandığını bilir ve çözümlerini de yine kendinde bulur."
"Ama korku gözünü kör ettiginde bir hâlden diğerine nasıl
geçiyorsun?" "İçinde bulundugum durumu teshis ediyor ve yargılamıyorum.
Kontrolü içimdeki çocuk ele almışsa ona hayatının sonuna kadar
yanında olacağımı söyleyerek içini rahatlatıyorum. Ona kimsenin
kötülük yapmasina izin vermeyeceğime dair söz veriyorum. Çünkü dönüştüğün yetişkin, ona rehberlik etmek için gerekli silahlara sahip."