Yazarın 1959 yılında hikaye olarak yazdığı ve sonradan romanlaştırılan özgün bir kurgu.
Aslında kurgu dışı ile kurgunun dengeli ve akıcı bir şekilde harmanlandığı bir eser. Kitabın 66 sayfalık diğer baskısını okuyan bence Algernon'u ve Charlie'yi özümsedim demesin.
Zeka'ya dair bakış açısınızı sorgulatacak; biyoloji, psikoloji, psikanaliz, tıp, sosyoloji gibi birçok disiplinin sentezinin hem de bir kurgunun içerisinde eritildiği bence zeka ürünü bir eser. Yazarın IQ'sunu merak etmişimdir :)
Yapılan deneyler, ameliyatın uygulanma prosedürü, değiştirilen enzim yapıların açıklanışı vs. o kadar mantığa oturtulmuş ki acaba gerçek bir vakadan mı esinlenildi diye soru işareti bırakıyor. Bu eseri olay odaklı değil de didaktik biçimde irdelerseniz bence daha verimli bir okuma olur. Zira sürecin gün gün betimlenişi, Charlie'nin ilerleme raporlarındaki detaylar hayran olunası evrelerden geçiyor.
İnsan zekasının mutlulukla ters orantılı olduğu ancak bu kadar güzel aktarılabilirdi. Algernon bir fareden fazlasıydı bence. Yazar bir fareyle empati kurabilmenizi bile sağlıyor, helal olsun.
İçerikle ilgili detay vermek istemiyorum. 1K'da artık içimden gelmemesine rağmen bana inceleme yazdırması bile takdir edilesi bir kitap olduğunun göstergesi. (buraların asilzadesi benim çünkü (swh))
Bitirdikten sonra sorgulatmaya devam eden kitaplardan. Konuyla alakalı ayrıca birkaç makale okumayı düşünüyorum. Oldukça akıcı. Reading slump yaşayan okur kardeşlerim, listelerinize alın bizzat önerimdir.
Ek olarak; beni şaşırtan bir husus çevirinin kalitesi oldu. Koridor yayıncılık, underrated bir yayınevi olarak görüldüğünden düşük beklenti ile okumaya başlamıştım fakat teknik terimlere rağmen çeviri-imlâ oldukça kaliteliydi. Master yorduğundan bir süre okuma yapmak istemiyordum aslında. Yanıma
Anlaşılması ve anlatılması en zor kelimelerdendir.
Köküne dair iki iddia var.
Birincisi ünsiyet yani alışmak, evcilleşmek, uyum sağlamak.
İkincisi nisyan, yani unutmak.
Neye alışan ya da neyi unutandır insan?
Akıl bağlanmaktır. Zira frenleyicidir, savrulmayı, yitip gitmeyi engeller.
Akıl insanı neye bağlar, hakikate mi?
Akıl kazığa bağlanmakken yine Arapçadan gelen zekânın kökünde keskin koku, parlayan ateş vardır.
Biri bağlar diğeri uçurur.