Bazılarının Müslüman olduğundan bile emin değildik; tahminde bulunuyorduk, belki de onları yanlış bir Tanrı’ya gönderiyorduk, bir kez daha kaçak durumuna düşecekleri bir cennete...
...ve kağnıların dinmek bilmeyen gıcırtısı en sonunda keyfimi iyice kaçırdı. Tatarlar kağnılarının gıcırtısı ile övünüyorlar. Şerefli insanların kimseden gizlisi saklısı olmazmış. Varsın, yolculuk yaptıklarını herkes işitsinmiş... Bir daha şerefine bu kadar düşkün bir toplulukla yolculuk etmek istemem doğrusu.
Bu ana kadar şahit olduğumuz numunelere bakınca ‘hak’kı kuvvetin doğurduğu anlaşılıyor. Kuvvetli olan haklı oluyor. O derece ki acizlere, zayıflara hakkı en kuvvetli olan dağıtıyor. Kuvvetlinin görüşü hak oluyor. Bir zayıf kuvvetlinin görüşünü hak olarak kabul etmek mecburiyetinde bulundukça hürriyet, adalet yerleşmiş olmaz. O kuvveti imkan derecesinde herkese dağıtmanın bir yolu bulunmalıdır.
Sayfa 43 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu