Diğer 7 kitabı kadar hareketliydi ancak, sonuç bölümü beni şaşırttı.
Bir şeyler eksik kaldı.
Katil ya da azmettirici, karakterler arasında değildi ( diğer eserlerinden farklı bir yol izlenmiş)
Bu kitap,
Gazze sokaklarına açılan bir pencereydi.
Gazeteci-yazarın gözlerinden Gazzeyi görmek, yıkıntılar arasında dolanmak, ölümü hissetmek, açlığı duymak ve en önemlisi, bir Gazzeli gibi düşünmek adına, tarifsiz bir tecrübe oldu.
Bir kitabı bu kadar çok altı çizili cümlelerle bitireceğimi düşünmemiştim. İnsan yola nasıl çıkarsa çıksın, sadece kendi kaderini yaşamıyor, başkalarının da kaderini yaşıyor. Onların yakınlığına göre etkileniyor, hayatı şekilleniyor. Bu şekilde ya hüsrana uğruyor ya da kemâl buluyor.
Sıradan değil, farklı... Hakkı Celis, yaşamak için ölmeyi seçti. Çanakkale'ye dönmemek için gitti.
Bazen insan, tercihinin ne kadar yanlış olduğunu seneler sonra anlıyor ve giden şeyi beklemenin de boş bir uğraş olduğunu...
Bir umutla son sayfasına kadar geldim. Merak ettiğim şey şu ki, yazar bu kitabı yazarken nasıl bir ruh halindeydi? Açıkçası ilk olduğum kitabı tadında bir eser zannederek edindiğim bu eser bana hayal kırıklığı yaşattı. Sürekli değiştiği dünyasında serseri bir gölge gibi hissettim kendimi...