Gökçe

kırlangıçlar
Şehrin kıyısında, ufacık bir derenin kenarında, dalları suya sarkan ihtiyar bir söğüt ağacı vardır. İlkbaharın başlangıçlarında bu söğüdün dallarına bir dişi kırlangıç gelip kondu; derenin bir başından bir başına yıldırım gibi uçan, beyaz göğüslerini suya dokundurarak şeffaf kanatlı küçük böcekleri yakalayan diğer kırlangıçlara bakmaya başladı. Başını hafif hafif sallıyordu. Derin düşüncelere daldığı belliydi. Söğüdün dalları hışırdadı. Bir erkek kırlangıç geldi, dişinin karşısındaki dala kondu. Kırlangıçlar arasında pek teklif yoktur. Uzun uzadıya takdim filan edilmeden konuşmaya başladılar ve pek az sonra da ahbap oldular. Evvela havadan, sudan bahsedildi. (İki kişi birbirlerini yeni tanıdıkları zaman havadan sudan bahsetmek adettir.) Fakat biraz sonra erkek bir iki dal ileri geldi, dişi daha az çekingen bir hal aldı. Muhabbeti kaynattılar. -Olur ya! - demeyin, iki kırlangıcın ilkbaharda, herkes dört tarafa koşup çalışırken bir söğüt dalında oturup yarenlik etmeleri gündelik işlerden değildir. Bizim kırlangıçların ikisi de antika mahluklardı, yani öteki kırlangıçlara benzemiyorlardı. (Başkalarına benzemeyenlere antika derler.) Evvela dişi kırlangıç lafı derin tarafından açtı: -Siz hiç çalışmıyorsunuz? - Başka bir kırlangıç olsaydı hemen: -Ya siz neden burada oturuyorsunuz? - diye ikinci bir sorguya kalkışırdı. Fakat bizimki derin derin içini çekti ve sustu. Ve dişi onun söylediği şeyleri anlıyormuş gibi başını salladı ve gözlerini aşağıda şıpırtıyla akan suya dikti. Bir müddet daha sustular. Erkek birdenbire gözlerini dişiye dikerek söze başladı: -Bakınız şunlara…- Ve aşağıda birbirini çaprazlayarak uçan ve dokuma tezgahının mekiklerine benzeyen kırlangıçları gösterdi. -Bakınız şunlara… Sabah akşam demeden, yaz kış demeden çalışıyorlar. Ben bunlara çok
Edebiyat
Reklam
"Benim nerede olduğumu biliyordu.Ben hislerimi açığa vurmuştum.Onunkine de saygı duymalıdım." Ellie'ye ciddi bir bakış attı."Bilirsin,birine kendini tekrar sevdiremezsin.Ne kadar istesen de bunu yapamazsın.Bazen zamanlama ne yazık ki yanlış olur."
Edebiyat
"Kırık kalpler gençliğin tekelinde değildir."
Sayfa 426
Edebiyat
"Beni anlamayacak insanlardan utanmam.Bütünü bilen,gururundan kurtulmuştur ve yargılamaz.Kendini bir kez bilen,bulan bir kişinin artık hayatta yitirecek bir şeyi yoktur.Kendini bir kez anlamış biri ise bütün insanları anlar."
Edebiyat
Karanlık Güvercinlerin Kasidesi
İki karanlık güvercin gördüm defne dalları arasında Biri güneşti, öteki ay 'Komşucuklarım' dedim onlara 'Mezarım nerde benim? ' Güneş 'kuyruğumda' dedi 'Boğazımda' dedi ay. Ve belinin çevresinde dünyayla yürüyen ben kardan iki kartal ve çıplak bir kız gördüm Herbiri bir ötekiydi onların ve kız hiçbiriydi 'Kartalcıklar' dedim onlara 'Mezarım nerde benim? ' Güneş 'kuyruğumda' dedi Boğazımda dedi ay Defne dalları arasında iki karanlık güvercin gördüm Biri ötekiydi onların ve her ikisi hiçbiriydi Federico Garcia Lorca
Şiir
Reklam