Mistral

“Hayallerinin peşinden koşmanın da bir bedeli vardır. Alışkanlıklarımızı terk etmemize, zorluklar atlatmamıza, hüsranlara vs. sebep olabilir. Lâkin bu bedel ne kadar yüksek olursa olsun, hiçbir şey yaşamayan kişilerin ödedikleri kadar yüksek değildir. Çünkü hayatlarını yaşamayanlar bir gün dönüp geçmişlerine baktıklarında kendi yüreklerinin, ‘Hayatımı boşa harcadım,’ dediğini duyarlar.”
Sayfa 405·Kitabı okudu
“Doğru erkeği sevmeyi öğrenmek mümkün müdür? Elbette mümkündür. Esas mesele, yoldan geçerken kapıyı açık görüp izinsiz içeri giren yanlış erkeği unutabilmektir.”
Sayfa 389·Kitabı okudu
“Sevgi bir duygudan ibaret değildir; bir sanattır. Sanatta olduğu gibi sevgide de ilham yetmez, emek vermeden olmaz.”
Sayfa 351·Kitabı okudu
“Yalnızlık bu; sevdiklerim yanımda olsa da yalnızım, bana değer verip mutlu olmamı isteyen bu insanlar belki de bana sırf aynı hissi -yalnızlığı- paylaştığımız için yardım etmeye çalışıyorlardır çünkü dayanışma dürtüsünün özüne, “ben tek başıma da olsam işe yarıyorum” mesajı demirle damgalanmıştır. Beyin her şeyin yolunda olduğunu söylese de ruh yolunu kaybeder, hayatı, hangi hakla adaletsizce yaftaladığını bilemez, şaşkına döner. Yine de sabahları uyanıp ilgimizi çocuklarımıza, kocamıza, sevgilimize, şefimize, çalışanlarımıza, öğrencilerimize, kısacası normal bir günümüze hayat veren onlarca kişiye yöneltiriz. Yüzümüzden gülümsememiz, dilimizdense yüreklendirici öğütlerimiz eksik olmaz; çünkü hiç kimse yalnızlığını başkalarına açamaz, özellikle de yanında sürekli birileri varsa. Oysa bu yalnızlık gerçektir ve en iyi yönlerimizi çürütür çünkü kendimizden başka kimseyi kandıramasak da bütün enerjimizi mutlu görünmeye harcarız. Yine de, her sabah açan gülümüzün sadece çiçeğini dışarıya gösterir, bizi yaralayıp kanatan dikenlerle kaplı sapınıysa içimizde saklarız. Herkesin hayatın bir döneminde kendini müthiş yalnız hissettiğini bilmemize rağmen, “Ben yalnızım, arkadaşa ihtiyacım var, herkesin masallardaki ejderhalar gibi hayalden ibaret sandığı ama öyle olmayan bu canavarı öldürmem gerekiyor,” demek bizi küçük düşürür. Ben görkemli “bir biçimde ortaya çıkıp bu canavarı alt edecek ve onu ilelebet uçurumun dibine yollayacak şövalyeyi bekliyorum; ama bir türlü gelmiyor. Yine de ümidimizi kaybetmeyiz. Alışık olmadığımız şeyler yapmaya, gereksiz ve olmadık riskler almaya başlarız. İçimizdeki dikenler gittikçe büyüyüp daha çok acı verse de vazgeçmeyiz. Hayatımız adeta herkesin sonucunu görmek için izlediği bir satranç karşılaşmasına benziyor. Kazanmak veya kaybetmek önemli
“Kendi arzuladığımız kişi değiliz. Toplumun talep ettiği kişiyiz. Anne babamızın istediği kişiyiz. Kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemeyiz, sevilmeye çok ihtiyacımız vardır. İşte bu yüzden en iyi yönlerimizi bastırırız. Rüyalarımızın ışığı olarak gördüğümüz şey yavaş yavaş kâbuslarımızın canavarına dönüşür.”
Sayfa 252·Kitabı okudu