Mukaddes YILMAZ

Mukaddes YILMAZ
@Mkadds
Gerçek aşklar vardı, biz üzerine düşünmez olurduk, siz sadece bunu düşünüyorsunuz ama ortada aşk yok. Ne var dedim. Aşk üzerine konuşmalar var dedi.
Sayfa 7
Edebiyat
"İyi ama bu başın beynini almışlar!" Elebaşı balkondan seslenmiş: "Öyle... Fakat siz beyni ne yapacaksınız? Pişirmesini bilmezsiniz, ziyan edersiniz." Başka biri: "Peki, ya bu başların dili de yok!" diye haykırmış." Elebaşı aşağı doğru eğilmiş: " Canım, dilin size luzumu yok! Yemesini beceremezsiniz! " Bir üçüncüsü: " Yahu, bu kellerin gözlerini de çıkarmışlar! " Elebaşı ona da cevap vermiş: " Siz o gözün de nasıl kullanılacağını bilemezsiniz, vazgeçin ondan da... " Bunun üzerine halk beyinsiz, dilsiz, gözsüz kelleleriyle dağılmak üzereyken aralarında canından bezmiş biri: "Böyle başın da bana lüzumu yok!" diyerek boynuzundan tuttuğu kelleyi fırlatıvermiş. İşte o zaman herkesin şaşırdığı bir şey olmuş; hızla gidip sırça köşke çarpan kelle orada "Şangırt!" diye koskocaman bir gedik açmış. Halk her şeyden sağlam, hiçbir zamam yıkılmaz, kırılmaz bildiği o koskoca sırça köşkün bu kadar çürük olduğunu görünce ellerindeki kelleri birbiri ardına ona fırlatmaya başlamış, göz açıp kapayıncaya kadar tuzla buz olan sırça köşk çökmüş...
Sayfa 158·Kitabı okudu
Sabahattin Ali
... gerçek aşk pek az rastlanan bir şeydir, aşağı yukarı yüzyılda iki ya da üç kez görülür. Bunların dışında gurur ya da can sıkıntısı vardır.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Albert Camus
Ben daha kendimin kim olduğundan emin değilken bu doğruyu yaptığım düşüncesinden iğreniyorum. Kimiz biz aslında? Çoğunluk mu? Yanıt bu mu? Çoğunluk daima kutsaldır, değil mi? Daima, daima. Kısacık, önemsiz bir an için bile haksız değildir, öyle mi? On milyon yılda bile bir kez olsun yanılmaz mı?
Sayfa 108·Kitabı okudu
Bilim-Kurgu