Müderris İdris

Neleri hatırlamak ve neleri de unutmak gerekiyorsa hepsi bir anda secdede yaşanır. Bunun için, en zalim sultanın sarayına gönderilen Hz. Mûsâ’ya, yer ve göklerin sahibi, “Beni hatırlamak için namaz kıl.” buyurur. Hz. Mûsâ, Firavun’un sarayında hakkı ilan ederken Rabbini hatırlayıp Firavun’a ‘Sen de kim oluyorsun?!’ diyebilmek için de namaz kılacak. Kılacak, hatırlayacak ve hakkı haykıracak… O hâlde âyetin manası şudur: “Azametimi zalimlerin yanında hatırlayıp ayakta kalabilmek için de namaz kıl!”
Reklam
Namazın olduğu yerde “bahane” olmaz. İman uzakları yakın, imkânsızları mümkün kılar. Bu yüzden hicret talimatı alan Sahâbe, “Ya Rasûlallah ne kredi kartımız, ne de maaş cüzdanımız var. Ne sosyal güvencemiz, ne de buradan Medine’ye nakledecek dünyalıklarımız var!” demedi. Küçük çaplı tereddütler yaşayınca, Kur’ân-ı Kerîm müminlerin insan-eşya münasebetine tekrar müdahale etti: “Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır.” Âyet “acaba“ diyen yüreklere rızkını taşımaktan aciz olduğu halde aç kalmayan hayvanlardan bahsetti. Karıncayı unutmayan, rızkını gönderen Allah Teâlâ muhacirleri de unutmayacağını müjdeledi.
“Allah-u Ekber/Büyük olan Allah’tır!” hakikatini dilinden önce yüreğiyle söyleyen herkesi temizler namaz. İşte, aşta kirlenen el, ayak, çene, parmak gibi; çarşıda, pazarda kirlenen ruh da namazla arınır. Ruhtaki kirleri psikiyatristler değil, namaz çözer. Asırlık kirleri şehirlerden namaz söküp atar. Namaz; Mekke’yi Ümmü’l-Kurâ, Yesrib’i Medine yapmıştı. Hattaboğlu Ömer’i, “İslâm’ın oğlu Ömer” yapan da namazdı. Namazı tanımadan önce ahlaksızlığın her nevisine misal olacak bir hayat yaşayanları, insanlık ehramının zirve noktasına namaz çıkardı, kalabalıklar namazla sahabe oldu.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Namaz umuttur. Günahkârlara, günaha dalanlara, "Yusuf ’u(a.s.) kuyudan, Yunus’u(a.s.) balığın karnından çıkaran Allah’a dayan, sa’ye sarıl, namaza râm ol, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran Allah Azze ve Celle senin yolunu da açacaktır." der. Namaz bir kardeşlik ikrarıdır; Siyah, beyaz ayrımı yapmaz; boya, soya bakmaz; Kureyşli’yi Acem’den, Türk’ü Arap’tan ayrı tutmaz. Herkese “gel” der. İblis’in kamplara ayırıp dağıttığı insanı aynı safta cem’ eder.
Sayfa 11·Kitabı okudu
“Demek ki dünyada mümkün olduğunca yaşatmaya bakmak gerek. Fidan dik, kuş besle, evlat büyüt, umut ve sevinç aşıla... İnsanlar senin yanındayken kendilerini cennetteki gibi kınanmayan, yadırganmayan, dışlanmayan aksine ödüllendirilen, yüceltilen, hoşnut edilen, ikramda bulunulan konumunda, özgür hissederlerse sen, bulunduğun yeri cennete benzetmişsin demektir. Cennetin inşaatında bir mühendis, mimar, usta, kalfa ya da işçi olarak çalışıyorsun demektir. Yok, eğer öldürürsen, yaşatmazsan, beslemezsen, yaşama azmi aşılamazsan; insanlar senin yanında kendilerini cehennemin dumanında boğulur gibi sıkıntılı, üzgün, baskılanmış, boyunduruk altında, kısıtlanmış, suçlu, mahcup, rahatsız, cezalandırılmış, mahrum... hissederlerse, sen cehennem kurmuşsun demektir. Zebanileşmişsin. Burada kendi ellerinle bina ettiğin cehennemden, öldüğün anda yatay geçişle ahret cehennemini boylarsın.”
Edebiyat
Reklam