Meursault

Meursault
@Muariz
“Toplumcu toplumda antagonizma yok olur, çelişkilerse sürüp gider”. #sapare aude!
yazar/çizer/düşünür
İstanbul
21 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yenişehir’de Bir Öğle Vakti Adlı Eserin İncelemesi
Puan vermedi·272 syf.··
2020 46. kitabı
Sevgi Soysal’ın "Yenişehir'de Bir Öğle Vakti" adlı eserinde anlatıcının Ankara’nın Yenişehir semtindeki kavak ağacını betimlemesiyle başlayan ve kavağın devrilmesiyle sona eren olay örgüsü, yaşlı bir kavak ağacı etrafında gelişir. Türk destanlarında sığınak, aile ve devlet yönetimi gibi nitelikleri aktarmada sıkça kullanılan ağaç motifinin (Şerif, 2010, s. 29) yansımaları, Yenişehir’de Bir Öğle Vakti eserinde de kavak ağacı sembolü üzerinden aktarılmaktadır. Eserde yer yer yapılan tekrarları dolayısıyla bir laytmotif görevi de üstlenen kavak ağacı, Soysal’ın bu sembolü destekler nitelikte seçtiği karakterler aracılığıyla sosyal yapı ve kimliğe ayna tutar. Eser boyunca karakterler kavak ağacına bumerang gibi devamlı döndürülerek kavağın temsil ettiği merkezi güç ve otorite hatırlatılır. Böylelikle eserde, sosyal koşulların eseri belirlediği, edebiyatın toplum içinde var olup olgunlaştığı ve toplumun bir dışa vurumu olduğu (Moran, 2018, s. 55) savının izleri görülür. Toplumcu gerçekçi ve yansıtmacı kuram perspektiflerinden değerlendirildiğinde, Soysal’ın eseri cezaevindeyken, Türkiye Cumhuriyeti’nde siyasi ve toplumsal karışıklıkların had safhada olduğu 12 Mart 1971 Muhtırası’ndan iki yıl sonra kaleme alması (Furrer, 2004, ss. 39-40), bu incelemede eserdeki ana sembol olan kavak ağacının işlevinin toplum ve siyaset dahilinde ele alınmasını mümkün kılmaktadır. Bu çalışmada, kavak sembolünün eser özelindeki işlevi ve eserde konu edilen sosyal yapı ve kimliği nasıl yansıttığı incelenecektir. Bu nedenle, kavak sembolünün etrafında şekillenen karakterler ve bu karakterlere kavağa bağlı olarak tayin edilen roller inceleme kapsamına alınacaktır. Eserde kavak ağacı bir referans noktası gibi kullanılmıştır. Eser onunla başlar, karakterler devamlı ona döndürülür, kendisine eser
Edebiyat
Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20122,978 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
DUYARSIZ BİR TOPLUMDA BİREY OLMA ÇABASI
Puan vermedi·112 syf.··
2019 46. kitabı
Márquez’in psikobiyografi türünde kaleme aldığı Kırmızı Pazartesi romanı, arşiv odalarında kaybolmaya yüz tutmuş ya da kasıtlı bir şekilde yok edilmiş bir cinayet raporunun sakladığı sırları gün yüzüne çıkarmak adına yazılmış bir eser, hakikat arayışıdır. Kırmızı Pazartesi başlığı yaratıcı bir imge aracılığıyla namus cinayetini ima etse de, eserin orijinal isminin birebir çevirisi İşleneceğini Herkesin Bildiği Bir Cinayetin Öyküsü şeklindedir. Márquez; toplumun duyarsızlığına, cinayet kadar korkutucu bir eylem karşısında normlarına duydukları bağlılık yüzünden halkın sessizliğine dikkat çekmektedir. Görülen ve duyulanların değil, görünmeyen ve söylenmemişlerinin sesi olma gayesiyle bu eser kaleme alınmıştır. Odak figürün kimlik oluşumunda etkili olan duyarsız toplum yapısı; başına gelen facianın asıl sebebi olmakla birlikte dayatılan normları, namus anlayışını ve dini değerleri sorgulamaya itmektedir. Márquez odak figürün karakter oluşumunu; birey-toplum çatışmaları, içgüdüler ve rüyalar aracılığıyla şekillendirmektedir. Başka bir deyişle, Nasar’ın kimlik oluşumu bilinçdışının bilincinde uyandırdığı etkilerin somut halidir. Santiago Nasar’ın kimlik oluşumunu etkileyen önemli unsurlardan biri, onu var eden fakat aynı zamanda infazını imzalayan toplumdur. Nasar, törelerinin ona izin verdiği ölçüde özgür bir bireydir. Toplumun takdirini kazanma ve beklentilerini karşılama gayesi içerisinde hareket etmekte, kıyafetlerini dahi ona göre seçmektedir. Piskoposun gemiden inme olasılığı uğruna en şık kıyafetlerini giymiş ve “sabah saat 05.30’da kalk[ıp]” onu karşılamaya gitmiştir (Márquez, 2019, s.11). Eserdeki karakterler, toplumun değer yargılarına uyum sağladıkları sürece onaylanmaktadırlar. Bu durum bireyi özne olmaktan ziyade nesne olmaya zorlamakta, sosyal bir çemberin
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2022 101. kitabı
Kimlik kavramı Sokrates’in “kendini tanı” mottosundan günümüze değin çeşitli formlarda karşımıza çıkmış, son yüzyıl içerisinde de yoğunlukla psikanalitik kuram başlığı altında tartışılagelmiştir. Modernitenin etkisinin çok yoğun hissedildiği, içinde bulunduğumuz bu dönemlerde de kimlik olgusu yeniden önemli bir sorun olarak karşımıza çıkar. Bireysel ve toplumsal kimliklerin anlaşılması\ tanınması küresel ölçekte birçok sorunun çözümüne ışık tutacaktır. Zira günlük yaşam ve bu yaşamda yer alan değerler, temel alınan kimlik/ ler üzerinde şekillenmektedir. (Altuntaş, 2010) “Kimliği tanımlamada bireyi diğerlerinden ayrıştırma noktasında “farklılık” merkezli ve bireyi bir bütüne ait kılma noktasında “benzerlik” odaklı iki unsur öne çıkmaktadır.” (Özdil, 2017) Bu bağlamda okuduğumuz eserlerin incelenmesi, karakterlerin kimliklerini inşa etme sürecinde eserin anlaşılmasına ışık tutacaktır. Okurun kendi kimliği özelinden tanımaya çalıştığı yeni kimlikler, ona aynı zamanda yeni perspektifler de kazandıracaktır. Kişinin deneysel bir iç sorgulamaya gitmesi, giriştiği eylemin anlamını ya da genel etkisini keşfetmek için kendi varlığını derinlemesine anlaması, okuduğu eserlerdeki karakterlerin kimliklerini tartışmasında gizlidir. Bu nedenle de bir eserin doğru anlaşılması sürecinde “kimlik” olgusunun sınırlarını net bir şekilde çizmemiz gerekir. Karakter yaratmak, toplumsal kimliğin içerisinde de yer alan “kimliklerin” özenle irdelenmesini ve eserde işlenmesini gerektirir. Aydoğdu, kimlik tanımlanmasındaki çok boyutluluk ve çeşitliliğe rağmen tanımların tümünün merkezinde “özne” olma vurgusunun olmasının; kavramın tanımı, çözümlenmesi ve sorgulanmasını kolaylaştırdığını belirtmektedir . (Aydoğdu, 2004) Bu bağlamda düşündüğümüzde karakterin bir “özne” olabilmesi için kimliğe
Edebiyat
Midak SokağıNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20201,771 okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2022 91. kitabı
"Gramofon Hâlâ Çalıyor yazarın çocukluğunu çok andırır bir anlatıcının gözüyle portreler galerisidir. Eskiden beri millî-milletlerarası çeşitli coğrafyaların aktığı İstanbul'un; Cihangir, Kadıköyü, Boğaziçi, Adalar, Beyoğlu gibi semtlerinde oturan, İstanbullu oluşlarıyla bir imtiyaz kazanan insanlar bu galeride görünürler. Eserin şahıs kadrosunu aleladeler, herkesin tanıdığı ünlüler, nihayet marjinaller oluşturur. Aleladeler anlatıcının ailesi, yakınları gibi gündelik hayatlarını tabiî şekilde sürdüren kişilerdir. Onları herkesin tanıdığı politika adamları, yazarlar, sinema, tiyatro, sahne sanatçıları takip eder. Mekânlar, anlatıcının gözünde birtakım insanlarla eşleşmiştir. Yıldız Parkı Abdülhamid, Amavutköy akrabadan bir çift, Park Otel Yahya Kemal, Kadıköyü Safiye Erol, Beyoğlu sinemaları Cahide Sonku, Belgin Doruk... ile hatırlanır. Günün saatlerine, mevsimlere göre değişen 'gezme yerleri', yolcuları oralara taşıyan araçlar... dekor rolünü, hattâ kahraman rolünü üstlenirler."
Gramofon Hala ÇalıyorSelim İleri · Doğan Kitap · 200869 okunma
Puan vermedi·356 syf.··
2022 90. kitabı
Doğu- Batı karşılaştırmasını Rus ve Türk edebiyatlarını kullanarak yapıyor. Her iki edebiyatı da Doğu edebiyatı olarak kabul edip Batı karşısında kendimizi nasıl anlamlandırdığımız üzerine iki farklı millet, toplum üzerinden örnekler ve çıkarımlarla anlatıyor.
İnsan ve Toplum
Step ve BozkırMurat Belge · İletişim Yayınları · 201624 okunma