Galiba emanet edilecek bir sırrı, emniyet edecek en son bir sözü vardı.
Fakat kime söylemeli? Nehir merhametsiz! Ağaçlar hissiz! Bulutların arasında büsbütün kurtulmaya çalışarak ışık yayan ay kayıtsız!
Ruhu yükseldikçe vücudu düşüyordu.
Üzerinde durduğum şeyin çökmüş olduğunu ve ayaklarımın altında hiçbir şeyin olmadığını hissediyordum. Üzerine hayatımın kurduğum o şey artık yoktu ve ondan geriye hiçbir şey kalmamıştı.
Sessiz Ev Masada oturmuşlar, soluk lambanın ışığında, susarak yiyorlar. Önce Nilgün 'le Faruk Bey konuşur, gülüşürler, sonra Metin Bey ağzındaki lokmayı bitirmeden kalkıp gider ve ona nereye gittiğini sorup tek kelimelik olsun bir cevap almayan Büyükhanım' la ötekiler biraz konuşmak isterler: Nasılsınız Babaanne, nasılsınız derler ve denilecek başka bir şey kalmadığı için...
Kısacası, aylar boyunca umutsuzluk içinde bu saçmalığın üstesinden gelmeye çalıştım. Ancak yavaş yavaş zihinsel bütünlüğümü yitirmemek ya da keçileri iyiden iyiye kaçırmamak için bu saçmalıkla uğraşmaktan başka seçeneğim yoktu.Çevremdeki korkunç hiçliğin beni boğmaması için benliğimi Siyah Ego ve Beyaz Ego olarak ikiye bölmeye çalışmak zorunda kaldım.
Yeni Dünya Sabah olduğunda herkes toplanır ve dönüş yoluna geçer. Tam yola koyulacaklarında arkadan biri seslenir ve ölülerini de almaları gerektiğini söylerler. Herkes şaşırır ama Yeni Dünya sabaha kadar dayanamamış ve ölmüştür. Bunun üzerine düşün sahibi ölüsünü bir arabanın arkasına atar ve yola koyulurlar.