Öyle ki, atalarımızı öldüren Arap komutanların adlarını çocuklarımıza veriyorduk. “ Dinimizin yayılmasıdır “ diye, çoğu zaman insan olarak bile değil, düpedüz “kâfir" olarak belletilen atalarımızın yenilgilerine sevinir hale getirilmiştik. İşgaller “fetih” , talan savaşları “gaza” , Arap’ın kendi doğrularını kılıç zoruyla dayatması da “ hidayete erdirmek “ olarak aktarılıyordu yabancılaştırılan bilinçlerimize. İşin daha ilginci de, bu bin yıllık illüzyonun sürdürülmesi , özellikle kendilerini “milliyetçi” , “maneviyatçı” diye tanımlayanlarca yapılıyordu.