"Önce kendine aşık olacaksın" diyor Ma. "Bu da ancak kendini gerçekleştirebilmekle mümkün. Gerçeğini dünyaya sunabilmekle. Kendine aşık olacaksın ki, nasıl bir değeri ortaya koyduğunu bilecek ve o değeri ona vereni seçebileceksin. Seni sen gibi sevenle birleşecek, ona benzersiz seni sunacaksın. İşte böyle kendini olduğu gibi tümüyle kabul edip sevebildiğinde, karşındakinin de olmasına izin vereceksin. Kendini gerçekleştirmesine. Nasıl olmak isterse. Aşk ancak böyle yaşanabilir. Bundan gayrısı ancak eksiklik, ihtiyaç ve yoksunluk dolu bir trajedi olabilir canım."
Gerçekleştiremediklerimiz hep kendimiz çözmemiz, yapmamız, bulmamız lazım diye düşünmemizden. Bir kez daha söylüyorum. Biz buraya deneyimlemeye geldik, çözmeye değil!
O kadar bağlantımı kaybetmişim ki kendimle, bu aymış kafamla, huzur, dinginlik ve hatta neşe hissederek kendimle vakit geçirmek büyük bir yenilik benim için. Yepyeni ve çok sağlam bir dost edindiğimi fark ediyorum. Birlikte vakit geçirmekten giderek daha çok hoşlandığım bir dost, ne yaparsak yapalım birlikte keyif aldığım bir dost. Yalnızlık kavramı ne denli palavra bir dram malzemesiymiş yine zihinde yaratılan. Yalnız olamaz ki insan... Hep kendi ile bir, kendi ile birlikte.