‘Toplumun normal yapısının ne çok bireysel bağımlılığı gerektirdiği, ne kadar az özgünlük ve kişisel cesaretin toplumda yer alabileceği, her bireyin kitle ruhu tarafından nasıl sıkı bir egemenlik altında tutulduğu ve bu egemenliğin ırksal özellikler, sınıfsal önyargılar, kamuoyu vb. kimliği ile kendini açığa vurdugu dikkatimizi çekmektedir.’
‘O kalbimin hesabı değil, fikrimin ! Hani ya şu kalpten gelen şeylerin gittiği beyinde tartıldıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkan şey ! Ben doğrudan doğruya kalbimden gelen heves ve arzunun zorlamasıyla hareket etmem. O zorlamaya hiç yüz vermem. Onu beynimin hükmüne bırakırım. İşte orada kabul edilen ve beğenilen şeyle hareket ederim. Uygun ve elverişli görülmeyeni yine geldiği yere yani kalbime iade ederim.’