Zweig, EmileVerhaeren biyografisini üç bölüm, bir de giriş olarak kaleme alır. Giriş niteliğindeki bölümde Verhaeren’in şiirlerinden örneklerle yaşamına değinilir.
Birinci bölüme ‘Kararlar’ adını verir. Burada şairin yaşamının dönüm noktaları ile sanat hayatının başlamasına dair bilgiler yer alır. Zweig, çağdaşı şairi anlatırken dönemin özellikleri, değişen çağı, modern insanın ilk bunalımlarını da verir. Verhaeren’i şair yapan, onu modern şiirin kurucusu yapan değişimleri şairin kişilik özellikleri ile birlikte ayrıntılı olarak işler. Verhaeren’in çevresinde yaşadığı fiziksel değişimlerden bahseder.
İkinci bölüm ‘Şekillendirmeler’ adıyla verilir. Şairin çağdaşı şairler ile arasındaki farkı, onun sanatının gücünü ortaya koyar. Edebiyata bakışı, yenileşen dünyanın sosyal, bireysel değişimlerin yansımalarını şair üzerinden anlatır.
Üçüncü ve son bölüm ‘Tamamlananlar’ olarak adlandırılır. İlkel köy yaşamından, şehir yaşamına, modern çağın getirdiklerine ve götürdüklerine, şairin bunları şiir dilinde ifade edişi kavramlarla aktarılır. Zweig bu bölümde Verhaeren ile ilgili anılarına da yer verir. Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile yollarının ayrılmasını ve Verhaeren’in tren kazasında ölümü üzerine duygularını, mektuplaşmalarını, onunla olan seyahatlerini anlatır.
Zweig; Verhaeren’in ilk kitabı için: “Sağlıklı, sağlam bir yaşamı yansıtan bu kitap, toprağın güçlü kokusu ve çarpıcı renkleriyle dikkati çeker.” der ve ekler: Motiflerin çoğu milli tablolardır. Belçika sanatının elli yıllık bir hazırlık sürecinden geçtiğini, bu yüzden sağlıklı bir zemine oturduğunu söyleyen Zweig bu durumu ağaçların büyümesine benzetir: “Ağacın kademe kademe büyümesi gibi edebiyat da aynı şekilde ilerlemiştir.”
Zweig’ı en çok etkileyen şair Emile Verhaeren olur. “Çünkü o şiire
ZWEİG VE AMOK KOŞUCUSU
“Eğer insan bir başkasını zor durumda görürse elbette ona yardım etme mecburiyeti ortaya çıkardı.”(s.10)
Eserin belki de en önemli noktası bu cümleydi. Birine yardım etme mecburiyeti… Bu mecburiyet ne kadar ileriye götürür, insanın durması gereken yer neresidir? Yaptığımız iyilikleri bir görev düsturu ile mi yapıyoruz, yoksa iyi olduğumuz için mi?
“Belki benim deli olduğumu düşüneceksiniz ya da sarhoş. Hayır değilim, henüz değilim. Sadece söylediğiniz o sözcük beni tuhaf bir şekilde etkiledi… tuhaf çünkü beni rahatsız eden şey tam da bu, yani insanın görevi olup olmaması… görevi…” (s.10)
Eser bu bölümden sonra doktorun hikâyesini anlatması ile devam eder. Doktorluk yaparken yaşadığı zorlukları, gördüğü vakaları, görev olup olmadığından emin olamadığı vakaları düşünür. İnsanın sadece diğerine karşı görevi olmadığını, kendine karşı da, çevresine, devletine, mesleğine, bilime karşı da görevleri vardır. Nereye kadar yardım edilir ki? İnsan durması gerektiği noktada durmayınca ne olur? Doktor’un hikâyesine bakıldığında bu sorulara belki de sorudan ziyade sorgulamalarını okuruz.
“İşte siz, yabancı bir insan, ben de size yabancıyım ve ben sizden beni burada gördüğünüz konusunda suskun kalmanızı rica ediyorum. Tamam, siz de suskun kalıyorsunuz, bu görevi yerine getiriyorsunuz. Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim. Beni dinlemeye hazırsınız…tamam…Ama bu çok kolay ki… Peki ya sizden beni tutup küpeşteden denize atmanızı rica etsem...” ( s.11)
İşte bu noktada iyilik ve görev tanımı sorgulanmaya başlar. Bir insanı yardıma ihtiyacı var diye dinleyebiliriz, onun ricasını yerine getirebiliriz peki ya o insan sizden kendisini denize atmanızı isterse? O zaman iyilik biter. Bir yerde bitecek bir an bulur.
"Ama bütün bunlara rağmen, sonumun böyle olmasını istemezdim. Bilemedim. Anlatacağım hikâye yaşanmadan az evvel ben; otuzla kırk arasındaydım, evliyle-bekâr arasındaydım, sağ ile ölü arasındaydım. Düz, uzun ve ince bir çizgiyi andırırdı hayatım. Bir hastanın ölüm ânı gibi bir şeydi. Sanki ben bu uzun ve ince çizgi üzerinde, sonsuza kadar yürüme cezalısıydım. "
"İlk ihanet onarılmazdır. Başka ihanetlerden oluşan bir zinciri harekete geçirir ve bunlardan her biri bizi ilk ihanetimizden uzaklara, daha uzaklara götürür. "