Nazlıcetinky

Erbab-ı mütalaanın muhayyilesini fütuhat dairesiyle tevsi eden bir roman…
Puan vermedi·395 syf.··
2020 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 20:17
“Tûti-i mu’cize-gûyem ne desem lâf değil Çerh ile söyleşemem âyinesi sâf değil” Nef'î Kendi içinde bir serüven yaşayıp fildişi kulelerde romanını tamamlamak yerine tebdil-i kıyafetle hayatın içine karışıp gözlemler yapan ve bunu romanlarına yansıtan bir yazar olan Kaan Murat Yanık'ın, Butimar'daki psikiyatr karakterini kafasında kurgularken, aynı romanda geçtiği gibi kendisinin de çarşaf giyip İstanbul’un Bebek semtinde dolaşması, sosyetik cafelere, yoga merkezlerine girip çıkması ve aldığı tepkilerin yazdıklarını ve hikâyesini şekillendirmesi gibi; bu sefer de kadın psikolojisini tam manasıyla idrak edebilmek için, Uzakların Şarkısı romanı üstünde çalıştığı iki yılı aşkın süre zarfında 690 kadınla röportaj yapmış. Kaan Murat Yanık, kitabın psikopat Kakadu cinsi papağanı Zencefil ile uzaklara yaptığı bir seyahat esnasında tanışır; aynı romandaki Gülbadem karakteri gibi onun da deli, bembeyaz ama çok zeki bir papağanla dostluk kurması pek kolay olmaz. Onu romanının başkahramanı yapma kararı sonrası birlikte uzun bir mesai süreci geçirir ve maceralar yaşar. Zencefil, onun için muzip bir kuş veya roman karakteri olmaktan öte, gerçek bir dostudur, artık… i.imgyukle.com/2020/05/09/rKix... Kaan Murat Yanık, Uzakların Şarkısı’nın ilk bölümünü Kars’ta, -37 dereceyi gören bir havada yazmaya başlar, roman kahramanları bilincinin diplerinde uyuklayarak onu beklemektedir, zaten. İçlerinden birinin suretine bürünüp kar altında saatlerce yürür, Kars’ın ücra ilçelerinde, köylerinde gezinir. Sıcak ve dumanlı kahvehanelerinde pinekleyip, mütevazı bakkallarıyla, neşeli müzisyenleriyle ahbap olur. Sonrasında, aylar süren Kars macerasının ardından İstanbul’a döner ve
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Everest Yayınları · 20174,774 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
BİR NESLİN İÇ SESİ…
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2025 10:32
Herkese selamlar kitap dostlarım! “90’lı yılların içine kapanık gençliğinin ruhsal çığlığı…” diye kendimce tanımlamış bulunduğum, her satırıyla sizi düşünmeye korktuğunuz, bilinçaltınıza attığınız şeylerle yüzleştirecek bir kitap olan Kekeme Çocuklar Korosu incelemesi ile burdayım… Tarık Tufan sevdamı beni bilenler bilirler. :)) Kendisinin kalemine, düşüncelerine, üslubuna hayranım… Kendisini çok geç keşfettiğime üzülmekle beraber kitaplarını zamana yayarak okumaya çalışıyorum çabucak tüketmemek adına.. Eğer şimdiye kadar siz de herhangi bir kitabını okuduysanız onun modern çağa ayak uyduramayan insanların yüreğinden geçenleri yansıttığını fark etmişsinizdir… İncelemesini yaptığım bu kitap kendisinin ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. Bu bağlamda beni şaşırttı çünkü ilk kitabının bu güne kadar okuduğum kitaplarından daha yüzeysel olmasını bekliyordum. Fakat henüz ilk satırları okurken bile yazarın kaleminin sırrının tecrübeden değil de kendi ruhunun derinliğinden kaynaklandığını anladım. O kadar hayatın içinden, o kadar bizden noktalara değinmiş ki, ve bu değinişlerle öyle güzel sorgulatmış ki, okurken sizin de fikirlerinizin o yönde olduğunu ama bu güne kadar bunu cümleye dökememiş olduğunuzu fark ediyorsunuz. George Orwell diyor ya hani: “En iyi kitaplar, insana zaten bildiklerini söyleyen kitaplardır.” diye… İşte tam da böyle hissediyorsunuz okurken. Kitabımız bir radyo programcısının iç dünyasını yansıtıyor. İç sesi ile yaptığı kavgalar ve iç monologları ile zihnine, ruhuna tanıklık ediyoruz. Radyo programına bağlanan dinleyiciler sayesinde dönemin gençlerinin haleti ruhiyesinin derinliklerini hissediyoruz. Radyocumuz, ülkemiz insanlarının dertleriyle dertlenen birisi.. Hayatın adaletsizliğini kaldıramıyor ince ruhu.. O bir “Tutunamayan”… Psikiyatristine yazdığı muhteşem mektupta:
Edebiyat
Kekeme Çocuklar KorosuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20218,3bin okunma
Puan vermedi·494 syf.··
Beğendi
·
2023 133. kitabı
"Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete- özetle; şu an içinde bulunduğumuz döneme öyle benzer bir dönemdi ki dönemin, sesi en çok çıkan otoriteleri bu günler hakkında- -olumlu anlamda da, olumsuz anlamda da- ancak ve ancak " en" sözcüğü kullanılarak konuşulabileceğini iddia ediyorlardı." Çeviri Didar Zeynep Batumlu İki Şehrin Hikâyesi, gerçekten en güzel kitap başlangıç cümlelerinden birine sahip.Yalnız bu güzel cümlenin daha iyi çevirilerini okuduğumu söylemeliyim. İki Şehrin Hikâyesi, yine çocukluğumda okuduğum bir kitaptı.Kısaltılmış baskısının dışında çizgi roman olarak da okumuştum.Annemin okula gelen her kitap, ansiklopedi satıcısını boş göndermeme gibi bir anlayışı vardı.İyi ki öyle bir anlayışa sahipti.Sayesinde çoğu çocuğun ulaşamayacağı kadar kitaba sahip oldum. Üç kitaptan oluşan roman, iki şehri, Paris ve Londra'yı anlatır. Suçsuz yere Bastille'de on sekiz yıl yatan Doktor Mannette ve kızı Lucie'nin Londra'ya gelişiyle başlayan hikâye, ilerleyen sayfalarda beş yıl sonrasına atlar. Charles Darnay, Fransız aristokrasisine mensup olmasına karşın, İngiltere'de yaşamayı seçmiştir.İngiltere'de öğretmenlik yapan Charles Darnay, İngiltere aleyhine casuslukla suçlanır.Kurtarıcısı ise sorumsuz, alkolik, vurdumduymaz, alt sınıftan gelen avukat Sydney Carton olur. Biri İngiliz biri Fransız olan bu iki genç adam birbirlerine çok benzemelerinin yanı sıra ikisi de Doktor Mannette'nin kızı Lucie'ye aşıktır. Lucie, onurlu, güvenilir Charles Darnay'ı seçer.Aradan yıllar geçer, Fransız
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma
Puan vermedi·639 syf.··
Beğendi
·
2022 39. kitabı
4-İnce Memed Toroslardan inen İnce Memed, yanına Seyran ve Hürü Ana'yı alarak Çukurova'ya yerleşir. Kendine burada bir konak satın alır. Konağı dayar döşer. Topal Ali, üçüncü kitapta Molla Duran'ın yanıydayken Murtaza Ağa'nın karısı Hüsne Hatun'un ısrarlarına dayanamaz. O da Murtaza Ağa'nın evine yerleşir ve olayları oradan izlemeye başlar. İnce Memed dağdan indi kasabaya yerleşti. Peki ya çetesi? Onlar da Ferhat Hoca'yla birlikte dağda kalıp zenginden alıp fakire veriyorlardır. Murtaza Ağa ve diğer ağalar akıllarını iyice İnce Mehmed'in atı ile bozmuşlardır. Sözüm ona İnce Memed'in ruhu bu atın içindedir. Atı öldürürsek İnce Memed'i de öldürmüş, oluruz, diye düşünürler. O yüzden atı getirene, büyük bir para ödülü vereceklerdir. Ali Safa Bey, mebus milletvekili.. Emek sömürücü ağalardan daha beteri. Kan kusturucu biri.. Ağalar ona İnce Memed'den yana dert yanarlar. O çocuk, eşkiya olup dağa çıktı, bizleri öldürecek, derler. Ali Safa Bey ise duruma karşı gayet sakin.. İnce Memed dünkü çocuk, bu kadar büyütmeye lüzum yok, diyerek geçiştirir. Ta ki yanıldığını anlayana kadar.. İnce Memed düzlükte Muallim Zeki Nejat ile dostluğu ilerletir. Zeki Nejat aydın bir kişidir, köylüye zulmeden çeltikçilere karşı her zaman köylünün hakkını savunur. Lakin bu durum çeltik ağası Şakir Bey'in hiç hoşuna gitmez. Çeltikçilerin köylünün hakkını verilmemesi, sömürülmesi İnce Memed 'i huzursuz eder. O da Şakir Bey'i öldürüp tekrar dağa çıkar. Bakalım bu sefer, İnce Memed' in kurşunun ucundaki ağa kim olacaktır? ###Okur Olarak Son Söz: Geldik serinin son kitabına.. Aklımda yarım kalmış cevaplanmamış sorular.. İnce Memed 'in çocuğuna ne oldu? Irazca Hatun onu nereye götürdü? Ferhat Hoca ve diğerleri çarpışmada öldü mü? Cabbar, İnce Memed'ten helallik aldı mı? Mustafa Kemal Paşa,
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,5bin okunma
"Birden kaldırımlarda taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi." Aylak Adam romanı giriş cümlesi.
Edebiyat