KUTSAL KALABALIK
İnkâr ve kabul, hece ve gökyüzü, imkân ve acı Büyük cezaymışsın özgürlük, öğrendim sonunda.
Beni bir gölge doğurdu sudan ağaçtan rüzgârdan eksik Gittim ki benden yapılmış boşluktu her yer.
Geniş zamanlı sözler söyledim inanıp güzelliğe Eyvah ki kalbin minesi akşamla soldu.
Bir eşikmiş suların gittiği, ne kadar akarsa Herkes ne çok severmiş seni mutsuzluk.
Oturdum kirpiklerden ayetler indirdim aşka Ey aralık kapıların Tanrısı, dünya senin nen olur.
Uzun çarşılarda bulanık adamlar, sevmesem de Gelip ağzımda harf harf yalnızlık açarlar.
Ey kendine acımaktan yapılmış sevgi Nerden bulalım seni özgür kılacak geçmişi.
Yaşamak diye gittim kaç kez unutup zamanı Önümde bir tabut ardımda bir mezarlık.
Ayna kırıldı. Işık yok. Yalnızlık bitti. Sen en büyüksün ey kutsal kalabalık!
Ardıç ağaçları… Bana da bir kuş, kaderinizden Yoksa yapraklarınızdan bir musalla taşı…
2004
''Orospunun dişisi, erkeği olmaz.
Orospuluk huydur. Söz verip tutmamak, borcunu inkar etmek, birini casuslamak, arkadan adam vurmak, kendinden zayıfı ezmek, hatta korkmak bile yerine göre orospuluktur.''
Kalbimi de büyüttüm sonunda
Artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa
Kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara
Öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın.
Kalbim sanırım büyüyünce
Sokaklarda ağlayan biri olacak
Rezillik yani maviş anne!
Kalbim komik kaçacak
Kaçmaması için sen en iyisi kalbime de
Benim serüvenimden bir yer ayırt
Aman, mutsuz bir yer olmasın!