...O kadını hemen görmem gerektiğini düşünsem de bir yanım görmememin, onu sevdiğinin gözünden hayal etmeye devam etmemin daha iyi olacağını söylüyor. Belki de benim gözümden bakınca, şu anda olduğu gibi görünmeyecektir. Neden böylesine güzel bir tabloya zarar vereyim ki?
Kurallarla ilgili pek çok şey iddia edilebilir. Tıpkı toplum kurallarıyla ilgili olduğu gibi. Bunlarla yetişen bir sanatçı asla kötü ya da rahatsız edici bir eser çıkarmaz ortaya. Tıpkı kanunlara uyan ve edepli davranan bir kişinin, rahatsız edici bir komşu ya da kötü bir adam olamayacağı gibi. Ama yine de kurallar, doğanın gerçek hissettirdiklerine ve onun ifadelerine leke sürer.
Aşk, kendiliğinden bitip büyüyen bir ağaç gibidir, köklerini varlığımızın en derinlerine salar, çoğu kez harabeye dönmüş bir yürekte bile yeşermeye devam eder.
Kötü bir düşünce yanlış bir yorumlamadan doğmadıkça insan doğası suç işlemekten tiksinir. Yine de, uygarlık bazen iyi niyetli içgüdülerimizi bastırıp bizi kötülüğe sürükleyen ihtiyaçlarla, günahlarla ve yapmacık arzularla donattı.
Değişme zamanı diye bir şey vardır. O gelip çatınca anlayacaksın ki, ölüm diğer ölümlerin bir parçası, doğum tüm diğer doğumların bir parçasıdır ve de doğum ve ölüm aynı bütünün iki parçasıdır. İşte o zaman artık hiçbir şeyin tek başına olmadığının bilincine varacaksın. Acı da eskisi kadar canını yakmaz, çünkü başka acıların bir parçasıdır.