Bu kitap beni içten içe sarstı, ama en çok da bir anne yüreğinin sınır tanımayan gücünü gösterdi bana. Betty Mahmoody’nin yaşadıkları, sadece bir kadının değil, bir annenin “canı pahasına” verdiği mücadelenin gerçekliğini yansıtıyor. Her sayfasında çaresizliğe, korkuya, hayal kırıklığına ama aynı zamanda inanılmaz bir dirence tanıklık ettim.
Betty'nin kararlılığı, “Kızım olmadan gitmem!” deyişiyle hafızama kazındı. Kendimi onun yerine koyduğumda —ki koymamak elde değil— bu cesaretin büyüklüğüne hayran kaldım. İçimde bir şeyler titredi, bir anne olarak değil belki ama bir kadın olarak “bir canı korumanın ne kadar kutsal bir şey” olduğunu iliklerime kadar hissettim.
Kitap bitti ama etkisi bitmedi. Okudukça içimde büyüyen ses hep şunu söyledi:
“Hiçbir sevgi, bir annenin çocuğuna olan sevgisinden büyük olamaz.”
Tavsiye eder miyim? Tüm kalbimle, evet. Çünkü bu kitap sadece okunmaz, yaşanır.