Muzaffer KOÇ

Muzaffer KOÇ
“Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Kavramların Bağlılıkları
"Hürriyet, hak, vazife fikirlerinin arasında sıkı bir bağlılık vardır. Bu mefhumların ayrı ayrı menşe ve tekamüllerini araştırırken üçünün birden karşımıza çıkması bundan ileri geliyor. Hürriyetin, hakkın, vazifenin kaynakları ve mahiyetleri hakkında metafizik, ahlak ve ekonomi ve sosyolojide birbirinden farklı görüşlerle birtakım teoriler ortaya konduğunu biliyoruz. Bu teorilerin mukayese ve münakaşasına girişmek ve bize hak ve hürriyetin eskiden ve şimdi bunların hangisine göre anlaşıldığını ve tatbik olunduğunu göstermek tek başına bir kitap dolduracak kadar ağır ve geniş bir mevzudur."
Sayfa 15 - Yapı Kredi·Kitabı okuyor
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Meslek Seçimini Şekillendiren Ekonomik Süreç
Özel sektörün ekonomik faaliyetlerinin yoğunluğu gibi, devletin faaliyetleri de hızlandı. Yol yapımımda ve sınaî kalkınma programında çalışacak mühendislere ve uzman mimarlara ihtiyaç duyuluyordu. Bu sektörlerde çalışan kişilere, devlet memurlarına veya akademisyenlere kıyasla çok yüksek maaşlar veriliyordu. Örneğin, bir mühendis ayda 280-500 dolar kazanırken, 28 yıl deneyime sahip bir üniversite profesörü ayda yalnızca 80 dolar maaş alıyordu. Bunun doğal bir sonucu olarak mühendislik, ideal meslek olarak görülmeye başladı. Sosyal bilimler alanındaki akademisyenlere ise, hayatın gerçeklerini kavrayamayan kişiler gözüyle bakılıyordu. Meslekî eğitime verilen önem, temel uğraşı siyaset olan birçok aydını pratik alanlarda uzmanlaşmaya ve profesyonelleşmeye itti. Başta çeşitli meslek sahipleri olmak üzere aydınlar ile ekonomik çıkar grupları arasında yeni bir bağ kuruldu. Bu durum mühendis, doktor, iktisatçı, vb. sayısında büyük bir artışa neden oldu.
Sayfa 274 - Timaş·Kitabı okudu
Alıntı
Milliyetçiliğin İddiası
Milliyetçilerin milli kültür davası karşısında başlıca iki iddia bulunuyor. Bunlardan birincisine göre, milli kültürler insanlık alemi içindeki birliği ve bütünlüğü bozmakta veya böyle bir birliğe engel olmaktadır. İnsanlar ve cemiyetler arasındaki ayrılıkları en aza indirmek veya ortadan kaldırmak yerine, bu ayrılıkları teşvik edersek milletler için saadet yerine felaket hazırlamış oluruz. İnsanların ve medeniyetlerin ölümüne yol açan harpler de hep bu farklılaşmaların neticesi olarak ortaya çıkmıştır. İnsanların kaynaşması her şeyden önce kültürlerin kaynaşmasını ve bütün dünyanın tek bir medeniyet içine girmesini gerektirir. Bu bakımdan milliyetçilik birleştirici değil, ayırıcı bir harekettir ve her ayırıcılık hareketi içinde bir düşmanlık tohumu gizlidir.
Sayfa 97 - Ötüken·Kitabı okudu
Alıntı
Şiddet ve İnsan
Şiddet ile insan yapısı üzerindeki çalışmalarında bilim adamları belki de ön yargılı olarak beynin lenf sistemini “saldırı merkezi” olarak tanımlamaktadırlar. Üç hücre grubundan oluşan bu sistem, merkezi beynin aşağı kısmında yer almaktadır ve her üç hücre grubu da hasar gördüğü ya da elektrik dürtüsü aldığı zaman kişinin davranışlarında değişiklik oluşturur. Örneğin erkek farelerin hipotalamüsu hasar gördüğü zaman saldırganlıkları azalır ve cinsel güçleri yok olur, buna karşılık elektriksel dürtü saldırganlıklarını artırır. Elektrikle uyarılan fareler “yalnızca daha güçsüz olanlara saldırdıkları için, saldırı yönünün beynin başka bir noktasından kontrol edildiği anlaşılmaktadır. Daha güçsüzlerden söz edilmesi önemlidir, çünkü çok eski tarihlerden beri sürdürülen incelemeler, sürü halinde gezen hayvanların tıpkı kümes hayvanlarının örneklendirdiği gibi bir hiyerarşik düzen kurduklarını göstermektedir.
Sayfa 80 - Bilgin Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
istek
İstek konusundaki görüşünüz nedir? İstek; ha, evet. Hastalananlar bile var bunun için. Ressam Haydon’ı anımsıyorum; büyük bir sanatçı değildi ama öyle olmak isterdi. Güncesine bakın ne yazmış: «Kendimi Rafael ile kıyaslayarak berbat bir sabah geçirdim.» Durumundan hiç de yakınmamaları gereken pek çok kimseler, ötekilerde benden fazlası var, diye tasalanırlar. Bir başkasının arabasını daha alımlı, bahçesini daha güzel bulurlar, ya da daha yumuşak bir iklimde yaşamanın hoş olacağını, ne bileyim, filancanın yaptığı işin daha çok beğenildiğini düşünürler, vb. Ellerindeki değerlerden yararlanacak yerde başkasında daha çok var düşüncesiyle zevklerini kendilerine haram ederler. Vız gelmeli oysa.
Sayfa 56 - Bilgi Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı