Muzaffer KOÇ

Muzaffer KOÇ
“Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
TARİHİN ÖNCÜSÜ; TÜRKLER
8/10
·274 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan ve Hüseyin Nihal Atsız’ın İslamiyet öncesi Türk tarihi üzerine kaleme aldığı yazıları bir araya getirmeyi amaçlayan kıymetli bir eserdir. Kitabın arka bölümünde, milattan önceki dönemde Orta Asya’daki Türk topluluklarının coğrafi dağılımını gösteren geniş bir harita da yer almaktadır. Bu tür derleme çalışmalarını son derece faydalı buluyorum. Atsız’ın farklı mecralarda dağınık hâlde bulunan tarihsel yazılarını tek bir ciltte toplayıp geniş kitlelere ulaştırması, eserin işlevselliğini artırıyor. Genellikle edebiyatçı kimliği ve Türkçülük akımının fikrî önderi olarak tanınan Atsız’ın, tarihçi yönünün ve tarih yazımına yaptığı bilimsel katkıların da mutlaka bilinmesi gerekmektedir. Saygı duyulması gereken bilimsel çalışmalara imza atan büyük Türkçüye, bu yönüyle de iade-i itibar etmek ve hakkını teslim etmek elzemdir. Atsız’ın 1933-1936 yılları arasında yazdığı makaleleri bizzat derleyerek kitaplaştırdığı bu eser; Ötüken Neşriyat’ın 13. baskısıyla (Aralık 2025 itibarıyla) okuyucuya sunulmuştur. Yaklaşık 280 sayfadan oluşan çalışma, Hunlardan başlayarak Göktürk Devleti’nin kuruluşuna (M.S. 552) kadar uzanan İslamiyet öncesi dönemi ele almaktadır. Atsız; eserinde Joseph de Guignes ve Yakinf Biçurin gibi yabancı kaynakları karşılaştırmalı olarak kullanmış, Zeki Velidi Togan’ın çalışmalarından da yararlanarak Türk boylarını “sülale” perspektifinden incelemiştir. Kronolojik bir akışla ilerleyen kitapta; Çin kaynaklarındaki isim karmaşaları, göç yolları ve siyasi gelişmeler titizlikle işlenmiştir. Atsız, bu yazıları henüz olgunlaşmamış bir ön hazırlık niteliğinde gördüğü için eserine mütevazı bir yaklaşımla “Toplamalar” adını vermiştir. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri de arkasındaki geniş haritadır. Bu harita, Orta
Tarih
Türk Tarihi Üzerinde ToplamalarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 2019506 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dünya Savaşı Sonrası Emperyalist Kültür ve Borç İthali
6/10
·383 syf.··
Beğendi
·
2025 315. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2025 21:01
Yakın tarihimize ışık tutan çalışmalar bütünü kitaptır. Siyasal ve kültürel değişimlerin dünya savaşı sonrası ortaya çıkan iki egemen gücün ortasında kalan ülkemizin öncelikle plan olarak giren sonradan yumuşatılarak yardım ismini alan Marshall Planı kültürümüzde oldukça yer edinmiştir. 1960'lı ve 1970'li yıllarda filmlerimize ve mizahımıza yer edinen bazı hususları daha iyi analiz etmemize yardımcı olacak bilgiler içeriyor. Arka planında gerçekleşen borçlandırma gelecek nesiller için boyunduruk olarak hayat bulmuştur. Yanlış bilinen çoğu bilgiyi düzeltme fırsatı bulabilirsiniz. Amerika'ya eklemleme çalışmalarının Adnan Menderes'le ilişkilendirilmesi yakın tarihi okumalarımızın siyasi yönünü göstermektedir. Halbuki savaş bitimi CHP ile İnönü iradesini batı bloğuyla birleştirmiş ve maalesef 1960 darbesi sonrası yaşanan Kıbrıs kriziyle İnönü'nün suratında patlamıştır. Kitapta çok fazla bilgi çizelgeleri ile tablolar yer almaktadır. Kitap sayılar içinde boğulmaktansa net ayrımlara odaklanması bence daha olumlu olacaktı. Sanırım akademik çalışma olduğu için bunu bilerek okumak rahatsız etmeyebilir. Benim odaklandığım konu 'yardım'ların tekrar batılı şirketlerin kasalarına dönmesi ülkemizde yapıcı şekilde harcanmasının önüne geçilmesiydi. Dönüşü alınmayacak yatırımlarla çarçur edilen 'yardım' bize borç olarak hanemize yazılacaktı. Günümüzde değişen bir şey olmadığını siyasi ve kültürel yapımızı değiştiren plan nedense göz ardı edilmesi yeni çalışmalarda yer edinmemesi bizim için ayıptır. Okunmasını kuvvetle öneriyorum. Muzaffer KOÇ
Siyaset
Yeniden Yapılanan Dünya Ekonomisinde Marshall Planı ve Türkiye UygulamasıTolga Tören · Sosyal Araştırmalar Vakfı · 20183 okunma
Bir Suçun Üzerine Düşünceler Fırtınası
8/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Dostoyevski'nin bu eseri, "dünya klasiği" sıfatını, bir hikâye anlatmanın çok ötesine geçerek, insan ruhunun en karanlık dehlizlerinde felsefi bir yolculuğa çıkardığı için hak ediyor. Roman, en temelinde, bir suçun anatomisini çıkarıyor; ancak bu, adli bir otopsiden ziyade, fikrin eyleme, eylemin ise vicdana dönüşmesinin sancılı bir kaydıdır. Romanın merkezindeki muhteşem kurgu, Raskolnikov'un, bir tefeci kadının öldürülmesini "bu dünya için bir kazanım" olarak rasyonelleştirmesi üzerine kuruludur. Bu, basit bir cinayet motivasyonu değil, tehlikeli bir felsefenin ilk adımıdır. Dostoyevski'nin dehası, tam da bu noktada, okuru karakterin zihnine hapsetmesinde ortaya çıkar. O "delilik" hali, o evham, o durmak bilmeyen içsel diyalektik, sayfalardan taşarak okura "sıçrar". Karakterin düşünce biçimi, ateşli bir hastalığın sayıklamaları gibi bizi de etkisi altına alır. Öyle ki, metinle boğuşurken, gerçekliğin sınırları bulanıklaşır ve bir an "Acaba kadını gerçekten öldürmedi mi?" diye sormak, Raskolnikov'un dünyasından baktığımızın kanıtı haline gelir. Karakterin kendi zihninde yarattığı "üstün insan" teorisi; yani ahlaki sınırlardan azade olma özgürlüğü ve kanun tanımazlık iddiası, romanın felsefi çekirdeğidir. Bu, okuru derinden etkileyen, rahatsız edici bir çekiciliğe sahip bir fikirdir. Notlarımda belirttiğim o "hafif şiddet yanlısı çizgi" de, tam olarak bu teorinin soğuk ve acımasız mantığının bir sonucudur. Bu yüzden eser, bir polisiyenin "katil kim?" sorusundan fersah fersah uzakta, bir felsefe kitabının "insan kim?" sorusuna odaklanır. Onu ayrı kılan, edebi formundan (romandan) hiç sıyrılmadan bu felsefi ağırlığı mükemmel bir dengeyle taşıyabilmesidir. Karakterin din ile olan gelgitli ilişkisi de bu denklemin kilit parçasıdır. Onun savunduğu "tanrıtanımazlık",
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma
Mareşal; İmparatorluktan Sürülüş ve Kurtuluş Mücadelesi
8/10
·1108 syf.··
Beğendi
·
2025 310. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 15:17
Son yüzyılın iki Türk mareşalinden biri olan Fevzi Çakmak'ın toplam beş defterden oluşan günlükleri ile ilgili kayda değer çalışmaların odağında oluşturulmuş bence çok değerli çalışmadır. Genellikle bu tür tarihi kişiliklerin tuttuğu günlükler tarih için vesika olsa da bilimsel olarak sadece magazinden sayılır. Kitabın sonuç bölümdeki gayet yerinde açıklamayla bu değerli günlükler çoğunun dışında tasnif edilebilir. Kişisel yolculuktan ziyade Fevzi Çakmak'ın vakanüvis yaklaşımını günlüklerinden çıkartabiliriz. Balkandan sürülüşümüz ve Kurtuluş mücadelemize denk gelen günlükler yaşanan olayların en küçük birimde yarattığı değişimi göz önüne seriyor. Nilüfer Hanım pek günlüklere dokunmadan sadeleştirmeden önümüze koymuştur. Tarih okumayı seven biri olarak yakın tarihimizde bu derece düzenli günlüklere sahip Kazım Karabekir Paşamızda rastladım. Tabi ki her iki günlükte metot olarak yaklaşım olarak çokça birbirinden ayrılıyorlar. Değerli bir eserin kütüphanemizde yer alması elzemdir. Açıkçası bu günlükten önce Birinci Dünya Savaşında Doğu Cephesi kitabının okunması gerektiğini düşünüyorum. En azından günlüklerin yarısına yakını bu cephede geçmektedir. Tarihi okurken onun içinde bulunanlardan bilgi edinmek borcumuzdur. Okunmalı, okutulmalı ve içselleştirilmelidir. Allah hepsinden razı olsun. Muzaffer KOÇ
Tarih
Mareşal Fevzi Çakmak ve GünlükleriNilüfer Hatemi · Yapı Kredi Yayınları · 20107 okunma
Demokrasi Yolculuğu
6/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 306. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 19:18
Yakın tarihimizi inceleyen kitapta ortalama birçok noktada özgün çıkarımlarına rağmen belli sınırlar içerisinde kalmıştır. Cumhuriyetin ilanı ile başlayan yeni devletin demokrasi yolculuğunu 1980 darbesine kadar incelemesine rağmen çok partili sisteme geçilmeye çalışılan 1940-1957 yıllarına daha odaklı açıklamalar manzumesini okuyoruz. Toplumun demokrasi talebinin değişimini ve siyasi aktörlerin çıkış noktalarını açıklığa kavuşturacak motivasyonları göremedim. Asker cenahın ve Sovyet etkisinin üzerinde çok durulmasını anlıyorum fakat bir noktada genel anlatımı baltaladığını düşünüyorum. Atatürk'ün ulus devlet tezine pek değinmeden millet kavramını bütünleştiren ve millete sırtını dayayıp milletin aklına başvuran Türkçü ve milliyetçi akımının etkisini es geçmesi anlamsız buldum. Kitabı tarafsız bulmadım. Türk devletine etkisi az olan Sovyet etkisinde sol görüşlerin genel anlamda baskın şekilde incelenmesini fark edebiliyoruz. Atatürk döneminde yaşananları pek fazla incelemezken İnönü'nün siyasi manevralarına ve kurucu iddia edilen CHP kuruluştan itibaren gelişmelere eleştiride bulunması benim için ufuk açıcıydı. Aydınlatılması gereken Atatürk'ün bir noktada pasifize edilmesinin altında yatan ekonomik ilişkiler yumağına değinmesi olumlu buluyorum. Kitabı okunmaya değer buluyorum. Benim için eksiklikleri bulunan ve 1960 sonrası oluşan sol görüşlerin belli kitlenin ardında toplanmasını es geçmesi incelediği 1980 darbesinin gelişini açıklayacak birçok noktayı karanlıkta bırakıyor. Handikaplarına rağmen yakın siyasi tarihle yeni yeni okumaya başlayanlar için değerli çalışmadır. Muzaffer KOÇ
Tarih
Türk Siyasi TarihiKemal H. Karpat · Timaş · 2011335 okunma