“Ben oyun oynamayı sevdiğimden düştüm. Bazı zamanların içinde pürneşe, pürtelaş, pürdikkatsiz gezinen kelime ordularını nişanlayabilseydim kalıcı körlüklere sebep bir ilah ışınmasına sahip olurdum. Ama zamansız, nefesi küf kokulu oyunlardan düştüm. Ben, ben olmamak çabasında yeterince ben olamadım. Ben oysa, bir zamanlar fazlasıyla gençtim.”
“Körfezin dalgın suyuna baka baka, dönülmez bir akşamın ufkundaymış, bir ihtimal daha varmış ve bize ölmek dahi çokmuş gibi, omuzlarımızı dikiyoruz, aheste aheste yürüyoruz.”