"Basın özgürlüğü"nün,ahlaksal olarak çökmüş ya da baskıcı bir yönetime karşı bir güvence olarak savunulmasını gerektirecek günlerin geride kaldığını umuyoruz.
Bu, tıpkı dört fâilâtün ile yazılan şiirleri hep aynı sanmak gibidir. Oysa şiirlerin içine eğilip bakmak lâzımdır. O zaman görülür ki, Fuzûlî ile Bâkî, Hâyalî ile Zâtî ferd insanlar ve farklı şiirler söylemişlerdir.
"Birkaç kurnaz ve işbilirin yanında bir sürü de Allah'ın mübarek koyunları var... Yaşamak ve yeryüzünde üç adımlık bir yer işgal etmekle mühim bir iş yaptıklarını zannederler.Kimisi gençliğine mağrurdur; Kimisi ihtiyarlığına ve tecrübesizliğine dayanıp böbürlenir; Kimisi eskiden neydim diye övünür; Kimisi ileride neler olacağını ihsas ederek itibar kazanmak ister.Hepsi birden mahiyetini asla anlamadıkları Bu değirmenin içinde yuvarlanıp giderler ve kâinatın mihverinin kendilerinden geçtiğini vahmederler kimisinin de ihtiyarlıktan çenesi düşmüştür, benim gibi gevezelik edip durur. "