Jung otobiyografisinde her hastanın iç dünyasının ve dilinin benzersizliğini nasıl takdir ettiğini ifade eder. Terapistin her hasta için yeni bir dili icat etmesini gerektiren bir benzersizliktir bu.
Bireyin benliğinin gelişiminde içsel konuşmaların merkezi bir rolü bulunmakta ve bireyin kendi içinde gerçekleştirdiği bu diyalog, süreç içerisinde diğerleri ile kurduğu iletişimin içeriğinden etkilenmektedir.
Sevgi ve şiddetin kaynağı nedir? İnsan kurt mudur, koyun mudur? Ölümü sevenlerle(nekrofiller) yaşamı sevenler(biyofiller) arasında temel bir ayrım yapılabilir mi? Hepimiz nekrofil, narsist ya da ensest özellikleri içimizde mi taşıyoruz? Hitler gibi yıkım insanlarının nasıl değerlendirmesi gerekir? İnsan özgür müdür? Erichh Fromm okumak ayrıcalık mıdır?
Geçenlerde Erich Fromm’un “Yaşama sanatını ya da mutlu olmayı gösteren belirli reçeteler yoktur. Birkaç kitap karıştırmakla kolay formüller bulunacağını sanmak da, yanıltıcı olur” alıntısına denk gelmiştim. Alıntıyı görmeden önce Alfred Adler’den Yaşama Sanatı’nı okumayı düşünüyordum. Aslında iyi yaşamak ya da mutlu olmak için bir kitaba bel bağlamak gibi bir nedenim yok ama yine de biraz ertelemeye karar verip bu kitabı okudum. Kitap açık açık sevgi ve şiddeti tanımlamıyor, sevgi ve şiddete kaynak olan eğilimleri referanslarla açıklıyor. Ama illa bir tanımlama yapmak gerekirse benim kitabı okuduktan sonra çıkardığım sonuç: Sevgi, şiddetin ta kendisidir, olduğu. Hatta kitap “sevgi şiddetin ta kendisidir” diye bağırıyor gizli gizli. Fromm’un en büyük referansı kuşkusuz Freud. Her bölüme Freud’un düşünceleri ele alınarak başlanıyor. Ama Fromm, Freud’un değerlendirmelerinin çok azını kabul ediyor, bununla da kalmayıp açıktan giydiriyor. Nedeni ise Freud’un terimlerle dolu bir dile kaçarak anlaşılmasını zorlaştırması ve her şeyi libido teorisine göre açıklamaya çalışması. Buradan da anlaşılacağı gibi Fromm’un dili gayet net ve kavramada zorluk çektirmeyecek nitelikte. Yaşama karşı olan, ağır ruh hastalıklarının ve kötülük denen kavramın özünü oluşturan 3 eğilimden bahsediliyor kitapta: Ölüm sevgisi, bireysel ve toplumsal narsizm, ensest bağları. Peki, nasıl oluyor da bunlar sevgi ve şiddete nasıl kaynak oluyorlar