Kötülük İlkçağ’dan bu yana kendine yer bulmuş bir kavram olmuştur. Her yerde karşı karşıya gelebilecek, bizzat tecrübe edecek varlıklar yine insanların kendisidir. '' Kötülük hayatın karşısındadır. Yaşam gücüne karşı koyar. Kısacası öldürmekte ilgilidir.'' Peki kötülüğü gerçekten tanıyor muyuz?
Yazarımız bu eserinde kötülüğü insanlar için tanımlamak ve varlığını sezmelerine yardımcı olmayı hedeflemiş. Kötülüğün çok geniş bir konu olması sebebiyle hiçbir zaman tam olarak tanısı olmayacağını söyler. Genellikle hoş manzaralara sebebiyet vermeyen bu kavramı hastalık olarak ele alabilir miyiz? Morgan Scott Peck, kötülüğü bir hastalık olarak tanımlanmadıkça anlaşılmasının ve iyileştirilmesinin mümkün olmayacağını düşünüyor.
Kötülüğün en masum ve en sık rastlanan kurbanları çocuklardır. Peck kitabında buna Bobby ve Roger ailesi ile çocuk psikolojisi adına önemli vaka örnekleri ile değinmiştir. Burada kişilerdeki gözlemlenen sağlıksız durumun konu çocuklar olduğunda ailelerden kaynaklandığını gözler önüne tekrar seriyor. Hastalıklı bir hakimiyet gösteriyor ki asıl tedavi edilmesi gereken ailelerdir. Bunun sonucunda çocuk gelişimi boyunca kendisi hakkında olumsuz imaj geliştirir.
Bana kalırsa kötülüğü kurbanlarından ziyade içlerinde barındıranlardan öğrenmemiz gerekiyor. Morgan Scott Peck kitabında vaka örnekleri ile bunu olabildiğince anlaşılır biçimde ortaya koymuştur. Okuması kolay, bittiğinde okuduğunuza asla pişman olmayacağınız bir kitap.
''Tuhaf bir şey. Hastalarım veya yakınlarım defalarca sordular: “Doktor Peck, dünyada neden kötülük var?”
Ama kimse şunu sormadı: “Neden dünyada iyilik var?”
Sanki dünyanın daha sonradan kötülük tarafından kirletilen aslında iyi bir yer olduğunu düşünüyor gibiyiz.''
Tüm arzularını kucaklasın diye kollarını açtığı anda sevgilisi onu terk eder. Donakalır, uçurumun başında hiçbir şey hissetmeden durur; etrafındaki her şey karanlığa bürünür, ne bir ümit, ne bir avuntu, ne de bir sezgi vardır!
...Söyle bakalım, bu bir hastalık durumu değil mi? Karmaşık ve aykırı güçlerin labirentinden bir çıkış yolu bulamıyorsa, insan ölmeli.
Sayfa 47 - İş Bankası Kültür Yayınları/Almanca Aslından Çeviren: Mahmure Kahraman/Özgün Adı: Die Leiden Des Jungen Werther·Kitabı okudu
İnsan kendini Şeytan’da çok fazla bulduğu için O’na tapamaz; ondan bilerek nefret eder; kendinden yüz çevirir ve Tanrı’nın yoksul vasıflarını ayakta tutar.
Saklanan çocuk- Evdeki saklanabilecek bütün yerleri zaten biliyor; her şeyin eskisi gibi bulunacağından emin olarak gidilen bir ev gibi dönüyor onlara. Kalbi çarpıyor, soluğunu tutuyor. Burada madde dünyası onu kuşatıyor; müthiş bir açık seçiklik kazanıyor, sessizce sokuluyor ona. Darağacındaki adam da, iple tahtanın ne olduğunu işte böyle kavrar.