Duygular ve düşünceler bu kadar mı güzel ifade edilir, insan psikolojisi bu kadar mı güzel anlatılır, bayıldım! Kitabı okurken çocukken okulda yaptığım yaramazlıklar aklıma geldi, ufak tefek yaramazlıklar için suçlu psikolojisine girer, ızdırap çekerdim. Acılarıma son veren affedilme veya aldığım cezalar olurdu. Yazarın harika anlatımıyla kendimi Irene'nin yerine koymadan edemedim, bu bana büyük rahatsızlık verdi.
Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.
Beyaz Geceler:
Kitaptaki ilk öykü, friendzonea düşen bir adamın beta tavırları ardından gelen hazin son.
Başkasının Karısı ve Yatağın Altındaki Koca:
Akasya Durağı Sinan'ın maceraları tadında bir Dostoyevski öyküsü. Yatağın altındaki kısımda baya eğlendim. Çeviri sorunu mudur veya bende mi sorun var bilmiyorum kapı açıldıktan sonra kim kime ne dedi ne oldu anlayamadım. Neyse sanırım İvan gerçeği kabul etmek istemiyor, kıskançlığın getirdiği paranoyayla kendini küçük durumlara düşürüyor, özgüvensiz biri ayrıca. Boynuz takıp gezse, o bile bu kadar kötü bir durum değil. Umarım hiçbir zaman bu kadar çıldırmam.
Noel Ağacı ve Nikah:
Ne okudum lan ben.
Haysiyetli Hırsız:
Bağımlılık hırsızlığın bahanesi olabilir mi? Hırsızın pişmanlıktan yataklara düşmesi haysiyetli olduğu anlamına mı gelir? Bu öyküyü beğendim!
Yufka Yürekli:
Mutluluğu, sevilmeyi kendine çok gören, sorumlulukları altında ezilen iyi niyetli bir adam, Vasya. Çevresindeki insanlar da kendisi kadar yufka yürekli.