Ve bitti kitap.. Ah Yemen! ne şehitlerin ne yarım kalmış aşkların, ne yetimlerin ne öksüzlerin babasına mezar oldun sen. Tamamlanmamış hikayelerin çölü Yemen.. Üzerinden hain Şerif Hüseyin, İngiliz casus Lawrence’nın kötü hikayeleri ve Medine Müdafası kahramanı Fahrettin Paşa’nın mütarekede son silah bırakan birliği… İngilizlerin Arapların altına olan düşkünlüğünü bildiği için Türklerin tüm altınlarını alıp gideceğine inandırmak için bir çok türk askerinin miğdesini deşip içine önceden tutturdukları altınları göstermeleri ve Hristiyan arapların İngiliz oyununa gelmesi. Osmanlıyı sırtından hançerlemesi… Ah ne acı bir tarih. Anu Yemen’dir gülü çemendir. Giden gelmiyor acep nedendir?
Bahadır YenişehirlioğluAşk Çölü
Kitabı ve yazarını ah bilgelik yolunda cahil bendeniz bilmiyordum. Özür dilerim ağaç hamurundan dokunmuş sayfalar, boncuk boncuk üzerine kondurulmuş tarihi milli ruhlu heceler. -ens-
Yusuf ile Züleyha aşkının yolculuğuna anca bu kadar güzel kaptırır bir yazar sayın Nazan Bekiroğlu.. Yusuf (a.s) ın hayatını, rüyasını, babası Yakup’u ve kardeşlerini, haset dolu çocuk ama nihayetinde insan olma özelliğini tabii gösteren kardeşlerini, güzeller güzeli Züleyha’nın yine güzelliğinden Mısırlı kadınların portakal kesmek yerine ellerini uğruna kestiği Yusuf’a aşkını. Ah iki gönlün, iki yanlı Cennetten çıkan bir Nil gibi birbirine akışını amma velakin Yusuf’un iffetinden Züleyha’ya dönüp bakmayışından. Yine Yusuf’un Rabbinden ‘istememeyi isteme duasından…. Yusuf’un sırra giden yolun başlangıcı manasında rüyalarından. Köle pazarında satılan bir İbrani köleyken Mısır’a Sultan olan Yusuf’tan ve sonunda Züleyha’nın Yusuf’un Rabbine yaptığı dualarının kabulünden. Karşılıklı vuslata erişlerinden… Yusuf’un babası Yakup’a kavuşmasından, kardeşlerine hissettirmese de onları affedişinden ve en önemlisi bir Peygamber oluşundan, sonunda Firavunun da Yusuf’un Rabbine dönüşünden anca bu kadar bir bütün, akıcı, sürükleyici söz edilir. Teşekkürler Nazan Bekiroğlu | Timaş Yayınları.
Çok okunan kitap almam normal şartlarda. Yazarın başka kitabını bulamadım ancak satıcı yetkili tarafından övgüyle bahsedilince alıp okumak istedim tabi başlığı da sevdiğim kadim şehir: Semerkant olunca. Kitapla ilgili daha çok olumsuz eleştiri yapacağım. Alıp okumanızı tavsiye etmem. Mesela her okuduğum sayfada Türkleri aşağılayan, İslam öncesinde puta tapan millet gibi algı yaratması, Selçuklu devletini ve hükümdarlarını yerden yere vuruşu, Tuğrul Beyin kısırlığı, Alparslan’ın pısırık olarak tanıtılması, kitaptaki tüm Türk hükümdarları adaletsiz, kibirli ve merhametsiz.. ! Ve hükümdarların üzücü ve acı sonları tasvir edilmesi.! Selçuklular’ın Semerkant’ı almak istediklerinde şehirde yağma tecavüz gibi insanlık dışı fiiliyetleri yapmış gibi göstermesi ve daha fazlası. He bir de Ömer Hayyam (Hayyam Yıldızların Efendisi kitabında ) aynı dönemlerde Yasmi adında bir kıza aşık ve olay İran Coğrafyasında geçiyor. Yasmi’ye olan aşkı uğruna düştüğü yolları, onun için yazdığı şiirleri var. Sırf kitap yazmak için Ömer Hayyam’ın hayatını bu kadar Magazinsel hale getirilmesi de çok garip doğrusu. Tarihi romanı yazarken biraz hayal ürünü koyarsın ancak bilgi kirliliği oluşturmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Doğru bilgiye ulaşmanın yolu okuduğumuz kitap metinleri de olmayabilir.
Ah Olric senden ayrılmamın hüznü içerisindeyim ancak bir yandan yeni bir kitaba yelken açacağımın heyecanı bütün benliğimi sarmış durumda. Bakarsın bi Don Kişot okurum ya da bir Karamozov Kardeşler veyahut Goethe’den bir yapıt alırım elime. Tüm bunların düşüncesi içindeyken seyyah olup yola revan olacağım günlerin hayalini de peşim sıra sürüklerim yanımda. Lüksemburg, Amsterdam, Köln, Paris ve Brüksel sokaklarında; tarihin, doğanın, yeni insanları tanımanın, yeni lezzetler tatmamın ve en önemlisi hatıralar koleksiyonerliğime yenilerini katmanın heyecanı içinde an’da kalmanın huzurunu yaşayacağım. -ens-
Oğuz Atay