İnsan birşey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu. İnsan tekrar tekrar bekliyordu.. hiçbir şey olmuyordu. İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu, düşünüyor, düşünüyordu, şakaları ağırmaya başlayana kadar düşünüyordu.
Hiçbir şey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu.
Yanlız. Yanlız..!!
Yapacak hiçbir şey yoktu, duyacak hiç bir şey yoktu, görecek hiçbirşey yoktu, heryerde ve sürekli olarak insanın çevresinde hiçlik, zamandan ve mekandan mutlak anlamda yoksun bir boşluk vardı...
''Boşaltılan köylerde kalan hayvanların açlıktan ve yalnızlıktan ölene kadar yaşadıkları o birkaç aylık süreci bir an olsun görmek lazım.Ben çok rastladım bu hayvanlara.O kedilerin ve köpeklerin gözlerindeki son ışıkta sadece iki duyguya rastlarsınız:Aynı pırıltının içinde insanın yüreğini kuşatan masumiyetin ürpertisi ve yalnızlığın ruha dokunan şiddeti...bu öyle bir resim ki hiç bir yürek dayanamıyor.Savaşın yıkıcı sonuçlarını en etkili anlatan şey yıkık bir köy ya da bir insanın parçalanmış yüzünden daha çok,yıkılan köylerde aç ve yalnız kalan bu hayvanların ölümü anlatan yüzleridir.Çünkü bu hayvanlar insanlardan daha çaresizdir.İnsanlar ölüyor ya da terk ediyor;ama bu hayvanlar her şeye rağmen bekliyorlar.Ölüme doğru yol aldıkları o sonsuz bekleyiş sürerken yüzleri öyle bir hal alıyor ki,işte o yüzleri,umudun,masumiyetin ve vahşetin aynı ifadede toplandığı o sarsıcı yüzleri görmek lazım.''